Göksugızı nedir, Göksugızı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Güvercinden küçük, siyah renkli, başında güzel sorgucu olan bir çeşit kuş.

Göksugızı anlamı, tanımı

Göksu : Gökten inen su. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulunan akarsuların genel adı. Bingöl ili, Solhan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Denizli kenti, Güney ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Diyarbakır şehrinde, Bismil ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum şehri, Göksu nahiyesine bağlı bir yer. İçel ili, Mut ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. İstanbul kenti, Ağva bucağına bağlı bir yer. Ordu şehri, Çaybaşı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sakarya ilinde, Karadere bucağına bağlı bir yerleşim yeri

Güvercin : Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, evcilleşmiş birçok türü bulunan, yemle beslenen bir tür kuş (Columba).

Sorgucu : Soru sormaya yetkili kişi.

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Başın : Başta, önce, en başta3 ilkin.

Güver : Tohumluk küçük soğan, arpacık soğanı.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

 

Sorgu : Sorma işi. Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'na göre, sanığın araştırma konusu olayla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı, istintak.

Siyah : Kara, ak, beyaz karşıtı. Bu renkte olan. Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü.

Güzel : Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Güzellik kraliçesi. Görgü kurallarına uygun olan. İyi, hoş. Güzel kız ya da kadın. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Adamakıllı, şiddetli. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Sakin, hoş (hava). Pek iyi, doğru.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Güze : Su kaynağı. Testi. Güzel. [Bakınız: Göze].

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Güve : Kurtçuğu yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek (Tine pellionella).

Siya : Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.

Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik. Çeşitlilik.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

 

Kuş : Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı. Acemi er.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Göksinekler anlamı nedir?

İngilizce'de Göksinekler ne demek ? : blowflies