Gözaltı nedir, Gözaltı ne demek

Gözaltı; hukuk alanında kullanılan bir kelimedir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması, gözetim, nezaret
  • Denetleme.

Gözaltı ile ilgili Cümleler

  • Hiç kimse gözaltına alınmadı.
  • Ali onun gözaltından kaçmasına yardım etmesi için Mary'ye rüşvet verdi.
  • Üç şüpheli gözaltına alındı.
  • Yaklaşık 300 kişi gözaltına alındı.
  • Gözaltında değilsin.
  • Ali Mary'nin polis gözaltından kaçmasına isteksizce yardım etti.
  • Burak FBI tarafından neredeyse iki ay gözaltına alındı.
  • On üç kişi gözaltına alındı.
  • Gözaltında bir şüphelimiz var.
  • Üç kişi gözaltına alındı.
  • Gözaltına alındım.
  • “Çocuğum bu sürekli gözaltından huzursuz oluyor; ben sinir küpüne dönüyorum.”
  • Ali hiç gözaltına alındı mı?
  • O, dün gözaltından serbest bırakıldı.

Gözaltı ile ilgili Atasözü veya Deyim

gözaltına almak : güvenlik kuvvetleri birini belli bir süre, belli bir yerde tutmak, nezarete almak.

gözaltında tutmak : güvenlik kuvvetleri birini belli bir süre, belli bir yerde tutmak gözetlemek.

Gözaltı anlamı, tanımı

Gözal : Buğday, toprak ve benzerleri şeyler elenen iri gözlü büyük kalbur. “Niteliklerinle ve güzelliğinle ilgi topla” anlamında kullanılan bir isim”

 

Gözaltı pazarı : Şirketlerin izleme ve inceleme kapsamına alınması durumlarında sürekli gözetim, denetim ve izleme ortamında, borsa oyuncularının devamlı ve zamanında bilgilendirilmesini sağlamak ve bu şirketlerin hisse senetleri sahiplerine likidite olanağı sunmak amacıyla söz konusu hisse senetlerinin borsada işlem görebilmesi için oluşturulmuş piyasa.

Alıkonulma : Alıkonulmak işi, mevkufiyet.

Denetleme : Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.

Güvenlik : Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.

Bir süre : Kısa bir müddet, bir müddet. Belirsiz bir müddet, bir müddet.

Kuvvetle : Güçlü ve sağlam bir biçimde. Üzerinde durarak, direnerek.

Gözetim : Gözetme işi, nezaret. Himaye. Gözaltı.

Nezaret : Bakma, gözetme, gözetim. Gözaltı. Bakanlık. Görü. Nezarethane.

Güvenli : Güven verici, emniyetli, emin.

Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

 

Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

Kuvve : Düşünce, niyet. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü. Yeti.

Denet : Denetleme işi, teftiş. Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi.

Gözet : Baharda geceleri hayvan otlatılan yer. Gözetleme yeri.

Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.

Güven : Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat. Yüreklilik, cesaret.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Diğer dillerde Gözaldatımı anlamı nedir?

İngilizce'de Gözaldatımı ne demek ? : deception