Hıram nedir, Hıram ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Suyun çoğalarak yatağından taşmış durumu.

Ufalanmış, kırılmış taş parçaları.

Hıram anlamı, kısaca tanımı

Hıra : Yağda kavrulmuş un çorbası, bulamaç. Cılız, çelimsiz, sıska: Bu çocuk hıra. Kimsesiz çocuk. Küçük (çocuk için): Ali Ağa'nın hıra oğlu. Ortanca (çocuk). Obur, çok yiyen kişi. Dertli kişi. Ağır hareketli, tembel: Hıra adam fazla yol yürüyemez. Ürün. Frengi çıbanı. Hatmi çiçeği. Herhangi bir nedenle değerini kaybetmiş şey. Hırka. Oğlak. Zaif, çelimsiz, sıska

Hıram etmek : Suyun bendini yıkarak istenmeyen yöne akması (Erzincan Merkez).

Hırama gitmek : Su yatağını yıkarak taşmak, boşa akmak.

Hıraman : Salına salına, naz ve eda ile yürüyen.

Hıramık : Zayıf hastalıklı, büyüyememiş, gelişememiş kişi.

Hıramuk : Zayıf hastalıklı, büyüyememiş, gelişememiş kişi.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Taşmış : Malatya şehrinde, Pütürge ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Çoğal : Çoğanın özellikleri ya da çoğabilim çözümlemelerine ilişkin olan.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

 

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.

Yata : Yatağı.

Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Çoğa : Bebek, çocuk. Kadınların iş yaparken giydikleri daha çok siyah renkli giysi. Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı. Çok, çok a, çok bulunur, çok vardır. Çocuk. Yavru.

Taş : Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde. Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş. Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme. Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme. Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher. Dama, domino ve benzerleri oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri. 7. tıp Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde. 8. jeol. Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça. 9. mec. Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz. Gönü işlemekte kullanılan bir araç. [Bakınız: kayaç]. Kimyasal veya fiziksel özellikleri değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan, sert ve katı madde. Çeşitli biçim ve büyüklükte her türlü kaya parçası. (Söz sanatı terimi) Kapalıca yapılan sitem veya takışma. Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça. Değirmen taşı. (Bünyan Kayseri). [Bakınız: daş].

 

Diğer dillerde Hımhımlama anlamı nedir?

Fransızca'da Hımhımlama nedir ? : nasillement