Hapan nedir, Hapan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tuzak.

Yemek yememiş, aç.

Tahıl ve sebze satılan yer, hal.

Üzeri açık ya da kapalı geniş avlu.

Karakucak güreşte kullanılan bir çeşit oyun.

Un çuvalının ağzına dikilen parça: Değirmende çuvalın ağzına hapan yapmadan getirdim.

Meyve ve sebze sandığının üstüne örtülen örtü.

Tarla sürüldükten sonra toprağı ezmek için kullanılan, öküzle çekilen uzun ağaç.

Avuç dolusu.

Kıldan ya da ketenden yapılmış büyük çuval.

Arapça kökenli kabbân: kapan.

Hapan anlamı, kısaca tanımı

Hapa : Çul. Aşık kemiğinin oyunda belirli çizgiye bir karıştan çok uzak kalması. Çamaşır yıkarken kullanılan genişçe bir ağaç, tokaç

Hapang : Baca kapağı.

Hapank : Kapak, kuyu ya da herhangi bir şeyin kapağı.

Hapanlamak : Doldurmak. Tökezlemek. Avuçlamak.

Hapanlı : Kars şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Avuç dolusu : Pek çok. Bir avucun alabildiği miktar kadar.

Karakucak : Kökeni Orta Asya'ya uzanan, serbest stilde, yağ sürülmeden yapılmış olan en eski, geleneksel Türk güreşi.

Değirmen : İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.

Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.

 

Değirme : Değirmek işi.

Satılan : Mebi’.

Çekilen : Grip hastalığı: Çekilene tutuldum. Ortada çekilen var.

Dolusu : Dolduracak kadar.

Arapça : Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi. Bu dille yazılmış olan.

Üstüne : İlişkin, üzerine, dair. Hesabına. -den sonra. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz. -e göre, uygun olarak.

Kapalı : Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.

Kapan : Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Düzen, hile. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer.

Köken : Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Keten : Ketengillerden, çiçekleri mavi renkte ve beş taç yapraklı, lifleri dokumacılıkta kullanılan bir bitki (Linumusitatissimum). Bu bitkinin liflerinden yapılmış (dokuma vb.).

Diğer dillerde Hanza kentleri birliği anlamı nedir?

İngilizce'de Hanza kentleri birliği ne demek ? : hanse