Haremici nedir, Haremici ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yaramazlık yapan, sağa sola zarar veren çocuk: Bizim çocuklar ne kadar haremici oldular. Evde ocakta bir şey koymuyorlar; kırıp geçiriyorlar.

Haremici anlamı, kısaca tanımı

Hare : Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları

Harem : Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı. Karı, eş. Bu bölümde oturan kadınların hepsi.

Yaramazlık : Yaramaz olma durumu. Yaramazca davranış. Kötü, uygunsuz durum ya da haber.

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.

Yarama : Yaramak işi.

Geçiri : Vaktini geçirerek.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

 

Veren : Yokuş. Çürük, yıkılmış, çökmüş yapı ve benzerleri için.

Yapan : Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Yapa : Ekinin, toprak üstündeki bölümü. Kırkılmış koyun yünü. Yapağı.

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.

Sola : Sulak toprak. Söyle. hlk. Süt kesen hastalığı.

Sağa : Saha, alan. Sana (II. teklik şahıs zamiri yaklaşma ve bulunma hâli).

Çocu : Çocuğu.

Bizi : Çarık dikmek için kullanılan demir, ağaç çivi.

Diğer dillerde Hareketsizlik atrofisi anlamı nedir?

İngilizce'de Hareketsizlik atrofisi ne demek ? : inactivation atrophy