Hemoprotein nedir, Hemoprotein ne demek

Hemoprotein; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Prostetik grup olarak hem içeren bir protein. Oksijeni bağlama ve taşımada, elektron taşınmasında ve fotosentezde görev yapar.

Hemoprotein kısaca anlamı, tanımı

Hemo : Kana işaret eden ön ek, hemosiyanin, hemoglobin gibi

Prostetik grup : Birçok enzimlerde olduğu gibi, genellikle aktif merkezin bir kısmını oluşturan proteine sıkıca bağlı, diyalizle uzaklaştırılamayan, protein olmayan flâvin, metal iyonları gibi kimyasal maddeler. Bileşik proteinlerin içerdiği aminoasit yapısında olmayan bileşik. Bir proteine kovalent olarak bağlanmış, diyalizle uzaklaştırılması mümkün olmayan ve proteinin etkinliği için gerekli olan bir metal iyonu veya organik bir bileşik.

Fotosentez : Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden karmaşık yapılı organik moleküller üretmesi.

Elektron : Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık, pozitron karşıtı.

Oksijen : Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz, müvellidülhumuza (simgesi O).

Elektro : Elektrokardiyografi. Elektrikle ilgili.

Taşınma : Taşınmak işi.

Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genel olarak sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.

 

Bağlama : Bağlamak işi. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Ulama.

Bağlam : Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

Taşıma : Taşımak işi.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

İçere : İçeri.

Taşım : Yemeğin taşacak kadar kaynaması.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

İçer : Oda, oturma odası.

 

Oksi : Oksijen köprüsünü (-O-) gösteren ön ek, ara ek, son ek. Örneğin ; etoksi, metoksi, vb.

Göre : Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.

Grup : Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü.

Diğer dillerde Hemoprotein anlamı nedir?

İngilizce'de Hemoprotein ne demek ? : hemoprotein