Heng etmek nedir, Heng etmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Oyun yapmak.

Düğünlerde eğlence düzenlemek, eğlenmek.

Çalgı çalıp, türkü söylemek.

Heng etmek kısaca anlamı, tanımı

Etme : Etmek işi

Heng : Ahenk: Dövüşürken hengine mi baktın ?. Özellikle kızların eğlenip oynaması için.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Oyun yapmak : Güreşte rakibe oyun uygulamak. Mecaz anlamı hile yapmak.

Düzenlemek : Düzenli, düzgün duruma getirmek, düzen vermek, tanzim etmek. Düzenleme yapmak. Müzik aletlerini akort etmek. Yapmak, hazırlamak.

Düzenleme : Düzenlemek işi, tertip, organizasyon. Düzene koyma, kodifikasyon, regülasyon. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılmış olan değişiklik, aranjman. Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne, aranjman. Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılmış olan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi, kodifikasyon.

Eğlenmek : Neşeli, hoşça vakit geçirmek. Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek. Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek. Oyalanmak.

 

Söylemek : Düşündüğünü ya da bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.

Eğlence : Eğlenme işi, sefahat. Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse.

Söyleme : Söylemek işi.

Eğlenme : Eğlenmek işi. Oyalanma. Neşeli, hoşça vakit geçirme. Alay etme.

Söylem : Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz. Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez. Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

Eğlen : Kahramanmaraş ilinde, Narlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Türkü : Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

 

Düğün : Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılmış olan tören, eğlence, cemiyet. Bir olayı kutlamak için yapılmış olan büyük eğlence veya tören.

Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

Çalgı : Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman. Müzik topluluğu. Çalgı çalma, müzik.

Çalı : Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki. Olmamış meyve. Bir an, bir ara. Delikli taş. Bahçe. Keçileri kovalama ünlemi. Toprak üstü gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 1-3 m kadar olan, çok yıllık bitkiler. Kimileri bir ağaççık kadar iri olurlarsa da, genellikle bodur, gövdesiz, ancak odunsu, kimi kez dikenli, iklim ve toprak koşullarına göre bir çok türleri olan bitki takımı, bk. çalılık. Saban demirini ökçeye tutturan ağaç. (Taşpınar Aksaray Niğde). Bursa ili, Çalı nahiyesine bağlı bir bölge.

Diğer dillerde Henderson hasselbalch eşitliği anlamı nedir?

İngilizce'de Henderson hasselbalch eşitliği ne demek ? : henderson-hasselbalch equation