İyecen nedir, İyecen ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ayakkabılara, çoraplara, girerek insanı rahatsız eden, tarlalarda olan bir çeşit bitki.

Hayvanları rahatsız eden bir çeşit sinek.

Hayvanlara dadanan bir çeşit sinek.

İyecen anlamı, kısaca tanımı

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır

Rahatsız : Rahatı olmayan, tedirgin, huzursuz. Hasta, keyifsiz. Rahat kullanılmayan, sıkıntı, tedirginlik veren.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Ayakkab : Ayakkabı.

Dadana : Hizmetçi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Dadan : Eski türkçe tatgan: Alışmak, sürekli gitmek (Erzincan Merkez). Dadanmak.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Sinek : Çift kanatlılardan, birtakım uçucu böceklerin genel adı. İskambil kâğıtlarının siyah renkte yoncayı andıranı, ispati.

 

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Rahat : İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur. Aldırmaz, gamsız. Kolay bir biçimde, kolaylıkla. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut. Sıkıntı ya da yorgunluk, tedirginlik vermeyen. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Çorap : Pamuk, yün vb.nden örülen, ayağa giyilen giyecek.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Gire : Pazar günü: Yarın gire. Pazar günü.

Sine : Göğüs. Gönül, yürek. Bağır, iç.

Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

 

Çora : Tuz. Çorba. Her türlü yemek. Çamaşır ve bulaşık yıkamakta kullanılan bir çeşit toprak. Bir tür toprak.

Diğer dillerde İye zamiri anlamı nedir?

Osmanlıca İye zamiri : zamiri izafi