Kıltigi gal nedir, Kıltigi gal ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eski ayakkabıları kalmak. Fazlaca gidip gelindiğini anlatmakta kullanılan söz (Erzincan Merkez).

Kıltigi gal anlamı, kısaca tanımı

Gal : Güherçile. Yapılabilecek bir işi bozmayı anlatır. Bitkilerde, böcek ya da mantar gibi organizmaların sebep olduğu anormal gelişen yapılar. [Bakınız: galâktoz]. Bitkilerde, böcek veya mantar gibi organizmaların neden olduğu anormal gelişen yapılar

Kılt : Yatağın baş ya da ayakucu.

Erzincan : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Anlatmak : Bilgi vermek, izah etmek. Nakletmek. Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak.

Ayakkab : Ayakkabı.

Anlatma : Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.

Fazlaca : Gereğinden biraz daha çok olarak, bir hayli, çokça.

Kalmak : Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.

 

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Anlat : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Kalma : Kalmak işi. Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan.

Gelin : Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın. Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.

Fazla : Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

Erzin : Hatay iline bağlı ilçelerden biri.

Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Erzi : Dinin buyruklarını yerine getiren kimse, veli.

Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

 

Eski : Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.

Diğer dillerde Kılsız buzağı sendromu anlamı nedir?

İngilizce'de Kılsız buzağı sendromu ne demek ? : hairless calf syndrome