Kaplak nedir, Kaplak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Baltanın ağzı tam yıpranmadan üzerine vurulan ikinci bir demir parçası.

Kalpak.

Kaplumbağa.

Kaplak anlamı, kısaca tanımı

Kaplakpişi : Kadınların taktıkları altınlı başlık

Kaplumbağa : Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır ağır yürüyen, dört ayaklı, sürüngen hayvan (Testudo).

Yıpranma : Yıpranmak işi. Doku bozukluğu.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Kalpak : Kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık.

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.

Balta : Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

 

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Demi : Yemeni, yazma, başörtüsü, tülbent. Susuz, kıraç tarla. Dizlik, iç donu. Değil mi anlamında.

Vuru : Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen atım hareketi.

Kalp : Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek. Yalancı, kendine güvenilmeyen. Kalp hastalığı. Sevgi, gönül. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. İşe yaramaz, tembel. Düzme, sahte, geçmez (para). Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. Duygu, his.

Tam : Eksiksiz, kesintisiz. Amerikan doları. Ehliyetli, yetkin. O sırada, o anda. Gerçek, kusursuz. Bütün, tüm. Tıpkı. En elverişli, en uygun.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Kapitulum anlamı nedir?

İngilizce'de Kapitulum ne demek ? : capitulum