Kazanç sayılmayan gelirler nedir, Kazanç sayılmayan gelirler ne demek
Kazanç sayılmayan gelirler; Maliye alanında kullanılan bir sözcüktür.
Teknik terim anlamı:
Bağış yoluyla başkasına verilen mallar, kalıtım ya da tutsu yoluyla başkalarının iyeliği altına giren mallar, bir işle ve görevle ilişkisi olmayan ikramiyeler, para biriktirme ve yardım sandıklarının gelirleri, düzenlenen jübilelerden elde olunan paralar, ortaklarına ev sağlayamayan kooepratiflerce dağıtılan ödence ve kasa ödencesi olarak ödenen paraların yasasına göre gerçek ve tüzel kişiler için vergi işlemine girmeyen gelirler.
Kazanç sayılmayan gelirler tanımı, anlamı
Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı
Sayıl : Deniz kıyısı. Ermiş, bilen, vâkıf. Dilenci. Yöney ve gereyler gibi, birkaç bileşkenli ya da öğeli olmayıp tek bir sayı ile belirlenen nicelik. Yalnızca büyüklüğü ile belirlenen, doğrultu özelliği olmayan (nicelik). Bir oyutun (çoğunlukla da R ya da C oyutunun) öğelerinden biri. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. Saygı gör, sözün dinlensin değerin artsın anlamında kullanılan bir isim.
Gelir : Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat. Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.
Kaza : İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Kadılık görevi. Yargı. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. İlçe, kaymakamlık.
Kazan : Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap.
Kazanç : Satılan bir mal, yapılmış olan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü. Yarar, çıkar, kâr.
Sayı : Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren söz, adet. Gazete, dergi vb. sürekli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, nüsha. Bir spor karşılaşmasında taraflardan her birinin başarı derecesini gösteren nicelik, skor.
Sayılma : Sayılmak işi, ad, addedilme, addolunma.
Kasa ödencesi : Kasa görevlisi ile kuruluşa ilişkin para alma ve verme işleriyle uğraşanlarla bunlara ilişkin sayışmalardan sorumlu tutulanlara aldıkları ücretler dışında belirli oranlarda verilen ödence.
Tüzel kişi : Hukuk bakımından bireylerin veya malların topluluğundan doğan ve tek bir kişi sayılan varlık.
Biriktirme : Biriktirmek işi.
İkramiye : Bir yerde çalışan kimselere genellikle kazançtan dağıtılan veya iyi çalıştıkları için verilen aylık dışı para. Piyangoda bir kimseye çıkan para veya nesne.
Ortaklar : Şürekâ. Aydın kenti, Ortaklar nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum ili, Köprüköy belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir şehrinde, Sivrihisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Gaziantep kenti, Burç bucağına bağlı bir yer. Hakkâri şehrinde, Şemdinli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Rize şehri, Çamlıhemşin ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Samsun ilinde, Havza belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas şehrinde, Yıldızeli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
Kalıtım : Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları aracılığıyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset.
Yoluyla : Aracılığıyla. Yöntemiyle, usulüne uygun olarak. bir şeye göre, bir şeye uygun olarak.
Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.
Jübile : Evliliğin ellinci yılında düzenlenen kutlama şenliği. Tevrat'a göre, Yahudilerde, elli yılda bir Tanrı'ya ve dinlenmeye ayrılan yıl. Katoliklerde, Roma'ya hacca gidenlerin, kilisece günahlarının tam olarak bağışlandığı yıl. Bir sanat veya spor dalında uzun süre çalışanların onuruna düzenlenen kutlama töreni.
İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.
Sandık : İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.
Diğer dillerde Kazanç sayılmayan gelirler anlamı nedir?
İngilizce'de Kazanç sayılmayan gelirler ne demek ? : intaxable incomes

Bu kısımda Kazanç sayılmayan gelirler nedir? Kazanç sayılmayan gelirler ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kazanç sayılmayan gelirler tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kazanç sayılmayan gelirler hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.