Keçileri koyunlardan ayırma nedir, Keçileri koyunlardan ayırma ne demek

Keçileri koyunlardan ayırma; Gösteri alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

(Argo) Beceriklileri beceriksizlerden ayırma anlamına gelen tiyatrocu deyimi.

Keçileri koyunlardan ayırma kısaca anlamı, tanımı

Koyunlar : Boynuzlugiller (Bovidae) familyasının, keçiler (Caprinae) alt familyasından, tıknaz yapılı, çevik olmayan, boynuzlarının yassı ve yana doğru kıvrık oluşu ve erkeklerinde sakal bulunmayışı ile keçilerden ayrılan bir cins. Boynuzlugiller (Bovidae) familyadan keçiler (Caprinae) alt-familyasına giren Ovis cinsi olup tıknaz yapıları, çevik olmayışları, boynuzlarının yassı ve yana doğru kıvrık oluşu ve erkekde sakal bulunmayışı ile keçilerden ayrılırlar. Kanada koyunu (Ovis canadensis), Tanrıdağı koyunu (O. ammon poli), bozkır koyunu (O. vignei), evcil koyun (O. aries), argali (O. ammon), muflon (O. musimon), ve yeleli koyun (Ammotragus lervia) türleri iyi bilinirler. Aydın şehri, Yenipazar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer

Ayırma : Ayırmak işi.

Keçi : Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, memeli dişi hayvan (Capra hircus). İnatçı.

Keçiler : Keçileri ve çeşitli koyun türlerini içine alan, dağlık, kayalık yerlerde yaşayan, hafif yapılı, çevik, geviş getiren hayvanlar sınıfı.

 

Koyu : Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Derin, hararetli. Aşırı (davranış, düşünce vb.).

Koyun : Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası.

Keçileri koyunlardan ayırmak : Tiyatrocuların kullandığı bir deyimdir. Beceriklileri beceriksizlerden ayırmak anlamına gelir.

Beceriksiz : Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.

Tiyatrocu : Tiyatro oyuncusu. Tiyatro işleten, tiyatro sahibi kimse.

Becerikli : Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane.

Tiyatro : Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer. Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup. Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü.

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

 

Deyim : Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir.

Bece : Ocak. Pencere, tavan penceresi, dumanın çıkması ve evin ışık alması için toprak damlarda açılan delik. Arı oğulu.

Deyi : Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.

Argo : Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim. Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

Diğer dillerde Keçi vebası anlamı nedir?

İngilizce'de Keçi vebası ne demek ? : goat rinderpest