Keratozis nedir, Keratozis ne demek

Keratozis; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Aşırı keratin üretimi sonucu sert, yüksek ve sınırlı boynuz benzeri alanların meydana gelmesi.

Keratozis anlamı, kısaca tanımı

Kera : Ocağın temel taşı. Bir çeşit turfanda armut. Ucu çengelli çoban değneği. Kere, defa

Kerat : Aşağılık, iğrenç kişi.

İncik keratozisi : Aygır ve kısraklarda incik bölgesinde çift taraflı, bakışımlı, alopesi alanları, pullanma ve kabuklanmalarla belirgin deride dejeneratif boynuzsu madde gelişimiyle belirgin patolojik değişim.

Keratozis seborika : Seboreik keratozis.

Seboreik keratozis : Deride, tek veya çok sayıda, aşırı pigmentli ve aşırı derecede keratin içeren, yüzeyleri yağlı, düğümcüklerin veya kabarık plakların oluşmasıyla belirgin patolojik değişim, keratozis seborika. Köpeklerde bilinmeyen nedenlerle oluşur ve seboreyle ilişkili değildir.

Solar keratozis : Güneş ışınlarındaki mor ötesi radyasyonun uzun süreli etkisi sonucu meydana gelen displazili epidermis hiperplazisi, spongiyozis ve hiperkeratozisle belirgin dejeneratif epidermis değişimleri, aktinik keratozis. Köpek ve kedilerde çoğunlukla az kıllı bölgelerde görülür ve yassı hücreli kansere veya deri boynuzlarına dönüşür.

 

Keratin : Tırnak, boynuz, kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde.

Sınırlı : Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Az sayıda. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.

Benzeri : Aynı.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Boynuz : Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı. Bu organdan yapılmış. Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

 

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Aşırı : Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.

Sını : Ağaçtan yapılmış yayık. “Tuluhdan, sınısıdan yayduh.”. Sini, yemek sofrası.

Diğer dillerde Keratozis anlamı nedir?

İngilizce'de Keratozis ne demek ? : keratosis