Kolaylamak nedir, Kolaylamak ne demek

  • Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak

Teknik terim anlamı:

Önemsiz görmek, küçük görmek.

Kolaylık göstermek.

Kolayını bulmak, fırsat düşürmek.

Hazırlamak, alıştırmak.

Kolaylamak anlamı, kısaca tanımı

Kola : Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata)

Kolay : Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolaylık. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe.

Kolaylama : Kolaylamak işi.

Alıştırmak : Alışmasına yol açmak. Uyar duruma getirmek.

Hazırlamak : Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek. Birini herhangi bir şeyi yapabilecek veya bir şeyi yüklenebilecek duruma getirmek. Bir şeyi ortaya koymak, gerçekleştirmek. Alıştırmak. Bir maddeyi elde etmek. Sebep olmak, yol açmak. Önceden düzenlemek. Önlem almak, sağlamak.

 

Göstermek : Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Görünmek, benzemek. Belirtmek, anlatmak. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Kanıtla inandırmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.

Yaklaşmak : Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek. Yakınlaşmak. Benzemek, andırmak, uygun olmak. Bir konuyu, bir sorunu ele alarak değerlendirmek.

Hazırlama : Hazırlamak işi, anıklama.

Alıştırma : Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

Kolaylık : Kolay duruma getiren. Bir işi yapabilme durumu ya da imkânı. İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey. Kolay olma durumu.

Düşürmek : Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Uğratmak. Değerini, fiyatını indirmek. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak. Azaltmak. Görevi bıraktırmak. Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak.

Yaklaşma : Yaklaşmak işi, iktiran.

Bitirmek : Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.

 

Bitirme : Bitirmek işi.

Kolaylı : Özensiz yapılmış, gelişigüzel (iş için).

Önemsiz : Önemi olmayan, ehemmiyetsiz.

Kolayın : Aklına geldiği gibi, kolayca, düşünmeden.

Düşürme : Düşürmek işi.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Diğer dillerde Kolayerir anlamı nedir?

İngilizce'de Kolayerir ne demek ? : eutectic