Kolelitiyazis nedir, Kolelitiyazis ne demek

Kolelitiyazis; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Tek veya çok sayıda safra taşı oluşumu veya varlığı. Safra kesesinde yangıya, safra kanallarının tıkanmasına veya safra kesesinin erozyonuna, yırtılmasına ve karın zarının yangısına neden olabilir.

Kolelitiyazis anlamı, tanımı

Kole : Köle. Hizmetkâr

Kolelit : Safra taşı.

Safra kesesi : Karaciğere yapışık, armut biçiminde, safra salgılayan küçük organ, öd kesesi.

Karın zarı : Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar, periton.

Safra taşı : Genellikle safra kesesinde veya safra kanallarında kolesterol, safra pigmentleri, safra tuzlan, kalsiyum tuzları ve proteinli bir matriksten oluşan sarımtırak-siyah veya yeşilimtırak renkte tek veya çok sayıda sert kitle, kolelit. Safra kanallarını tıkayarak sarılığa yol açabilir, büyük safra taşları safra kesesi mukozasında basınç nekrozuna, ülserlere ve yangısal değişikliklere, safra duktuslarında yerel genişlemelere ve divertikülüme neden olur.

Yırtılma : Yırtılmak işi.

Olabilir : Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil.

Tıkanma : Tıkanmak işi.

Erozyon : Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri ya da bir yerden başka bir yere taşınması olayı, aşınma, aşınım, itikâl. Değer veya saygınlık kaybetme.

 

Oluşum : Oluşma işi, teşekkül, teşkil. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.

Tıkan : Yağ tavası. Diken.

Karın : İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. Mide. Döl yatağı. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. İç, gönül, akıl, kafa.

Keses : Baştaki kepek.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

Kanal : Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol.

Safra : Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık. Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık, balast. Karaciğerin hazmı kolaylaştırmak için onikiparmak bağırsağına salgıladığı yeşilimsi sarı renkli acı sıvı, öd. Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse veya şey. Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için dip bölümlerine konulan ağırlık, balast.

 

Varlı : Varlıklı. [Bakınız: varlu]. Kars kenti, Digor ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yangı : Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon.

Zarı : Evet, olasılıkla. Her halde, evet öyle.

Nede : Nerede. Nerede?.

Diğer dillerde Kolelitiyazis anlamı nedir?

İngilizce'de Kolelitiyazis ne demek ? : cholelithiasis