Safra nedir, Safra ne demek
Safra; kökeni arapça, italyanca dillerine dayanır.
- Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık.
- Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık, balast.
- Karaciğerin hazmı kolaylaştırmak için onikiparmak bağırsağına salgıladığı yeşilimsi sarı renkli acı sıvı, öd

- Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse veya şey.
- Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için dip bölümlerine konulan ağırlık, balast.
"Safra" ile ilgili cümle
- "Fakat kotranın altındaki safra onu kurtarır da safrasız salapurya birdenbire alabora oluverir." - N. F. Kısakürek
Biyoloji'deki anlamı:
Karaciğer hücreleri tarafindan salgılanarak safra kesesinde toplanan ve safra kanalı ile onikiparmak bağırsağına geçerek yağların sindirimine katılan, safra tuzları, hemoglobinin parçalanmasından oluşan safra pigmentleri, kolesterol, lesitin ve diğer maddeleri kapsayan salgı. Öd.
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
Karaciğer hücreleri tarafından salgılanan, safra kesesinde toplanan ve safra kanalıyla ön bağırsağa verilen, yağların sindirimine katılan safra tuzları, pigmentleri, kolesterol, lesitin ve diğer maddeleri içeren salgı, öd.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Karaciğer hücreleri tarafından salgılanan ve adı verilen kanalla onikiparmak bağırsağına dökülen, yağların sindirimine katılan, alkali özellikte, kahverengi-yeşilimsi sarı renkte salgı, öd, bilis, yaş egzama, öd suyu, fel.
İngilizce'de Safra ne demek? Safra ingilizcesi nedir?:
bile, bilis
Safra hakkında bilgiler
Çoğu organizmada safra, yemekler arasında safra kesesinde depolanır ve yemek yenince hazmı kolaylaştırmak için oniki parmak bağırsağına (duodenum) salgılanır.
Safra ile ilgili Cümleler
- Berbat safra kesesi ameliyatından sonra, hasta hem mecazi olarak hem de kelimenin tam anlamıyla, safra ile doluydu.
- Safra kesesi safra üretir.
- Hint bayrağına üç renkli bayrak denir, çünkü safran, beyaz ve yeşil, üç renkli çizgileri var.
- Safra kesesi karaciğere bitişik bulunur.
- Benim için biraz safran alır mısın?
Safra tanımı, anlamı:
Kola : Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kolalama. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta.
Salgı : Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz. Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması.
Safra almak : Deniz aracına safra yüklemek.
Safra atmak : Sıkıntı veren bir kimseden veya bir şeyden kurtulmak. insana veya araca fazla yük olan malzemeleri atmak. kusmak.
Safra boşaltmak : Deniz aracına yüklenen safra dışarı atılmak, çıkarılmak.
Safra bastırmak : Açlığını yatıştıracak kadar az bir şey yemek.
Safrası kabarmak : Açlıktan midesi bulanmak.
Safra suyu : Geminin genellikle derin pik tanklarına dengeyi sağlayıp artırmak ve pervaneyi iyice suya batırmak için doldurulan su.
Safra tankı : Safra suyunun doldurulduğu özel bölme.
Safra kesesi : Karaciğere yapışık, armut biçiminde, safra salgılayan küçük organ, öd kesesi.
Safra yeşili : Bu renkte olan. Siyaha çalan yeşil renk.
Safralı : Safrası olan.
Safran : Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklere tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz, zafran. Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 santimetre boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi (Crocus sativus).
Safranbolu : Karabük iline bağlı ilçelerden biri.
Hint safranı : Zerdeçal.
Yalancı safran : Birleşikgillerden, çiçekleri safrana benzeyen bir bitki, papağanyemi, aspur (Carthamus tinctorius).
Balon : Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.
Pilot : Deneme niteliğinde olan. Otomobil yarışlarında aracı kullanan kimse. Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse.
Yükselmek : Güçlenmek, şiddetlenmek. Yüce duruma gelmek, yücelmek. Artmak. Aşaması artmak. Unvan, rütbe vb. ilerlemek. Yükseğe çıkmak. Fiyat, çoğalmak.
Yavaşlatmak : Yavaşlamasını sağlamak, yavaşlamasına yol açmak, hızını kesmek.
Ağırlık : Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Ağırbaşlılık. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Ağır olma durumu. Sorumluluk. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Değerli olma durumu. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Sıkıntı. Etki, baskı, güçlük. Yük, külfet. Takı. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite.
Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.
Deniz : Aydaki düzlükler. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Çokluk, yoğunluk. Geniş alan.
Organizma : Herhangi bir canlı varlık. Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet.
Safra asitleri : Safrada bulunan, karaciğerde salgılanan ve safra kesesinde biriktirilen kolik asit gibi asitlere verilen genel ad. Bu tür asitler steroitler olup hidroksil ve karboksil grubu ile sonlanan beş karbon atomlu bir yan zincire sahiptirler. Kolik asit insan safrasında en çok bulunan bir asittir. Diğerleri deoksikolik ve litokolik asitlerdir. Bu asitler safrada serbest bulunmayıp amino asitlere bağlıdırlar. Steroit bir çekirdek ve 1 karbonunda bir karboksil grubu taşıyan 5 karbonlu yan zincire sahip kolanik asidin hidroksilli türevi olan ve karaciğerde kolesterolden üretilerek önce birincil safra asitleri olan kolik asit ve kenodeoksikolik aside daha sonra ise ince bağırsak bakterileri tarafından ikincil safra asitleri olan deoksikolik asit ve litokolik asite dönüştürülen ve yağların yüzey gerilimini azaltıp emülsiyonuna yol açarak sindirilmesini ve emilimlerini sağlayan maddeler.
Safra boyarmaddesi : Bilirubin, biliverdin gibi safranın renkli maddeleri.
Safra embolisi : Safra kanalı yangısı ve safra durgunluğu durumlarında, kanalların yırtılmasıyla kana karışan safranın akciğer kılcal damarlarında oluşturduğu tıkaçlar.
Safra imbibisyonu : Ölümden sonra safranın, safra kesesi dışına sızarak dokuları sarımsı renge boyaması.
Safra kanalcıkları : Safranın toplandığı ve Hering kanalına geçtiği, karaciğer hücreleri arasında uzanan ucu kapalı kanalcıklar. Öd kanalcıkları. Safranın toplandığı ve Hering kanalına geçtiği, karaciğer hücreleri arasında uzanan ucu kapalı kanalcıklar, öd kanalcıkları. Karaciğer epitel hücrelerinde yapılan safranın iletilmesini sağlayan, interselüler safra kanalcıklarının özel bir duvarına sahip olmayan, epitel hücrelerinin oluklaşan yüzlerindeki kanalcıklar, kanalikulus bilifer, duktuli alveolares, duktuli biliferi.
Safra kanalı : Karaciğer hücreleri tarafından meydana getirilen safrayı onikiparmak bağırsağına taşıyan kanal. Öd kanalı, koledok kanalı. Karaciğer hücreleri tarafından meydana getirilen safrayı onikiparmak bağırsağına taşıyan kanal, öd kanalı. Karaciğer lopçuklarının dışında kübik yapıda epitel hücrelerinin oluşturduğu kanal, duktus interlobularis bilifer.
Safra kanalı karsinomu : Karaciğerde safra kanalcık epitelinden köken alan kötücül tümör, kolanjiyokarsinom, kolanjiyohücresel karsinom. Özellikle köpek ve kedilerde rastlanır.
Safra kesesi felci : Safra kesesinde kas işlevlerinin kaybolması.
Safra kesesi kanalı : Safra kesesiyle ductus hepaticus communis arasında seyreden kanal, duktus sistikus.
Safra kesesi yangısı : Çeşitli nedenlerle safra kesesi yangısı, kolesistitis.
Diğer dillerde Safra anlamı nedir?
İngilizce'de Safra ne demek? : [Safra] n. catch; crop, harvest
adj. rude, crude, discourteous, impolite
n. bile, gall, ballast, choler
Fransızca'da Safra : bile [la], fiel [le]; (gemide) lest [le]
Almanca'da Safra : n. Ballast, Galle
Rusça'da Safra : n. балласт (M), желчь (F), желчный пузырь (M)
adj. балластный, столовый, желчный

Bu kısımda Safra nedir? Safra ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Safra tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Safra hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.