Konut kurbanı nedir, Konut kurbanı ne demek

Konut kurbanı; Halk Bilimi alanında kullanılan bir terimdir.

Sosyoloji'deki terim anlamı:

Yeni yapılan konuta koruyucu bir ruh sağlamak amacıyla insan kurban etme şeklindeki eski bir halk geleneği, bk. insan kurban, karşılığı kurban, ok kurbanı, koruyucu ruh.

Konut kurbanı anlamı, tanımı

Kurb : Tarsus ekleminin arka yüzü ve kalkaneusun alt kısmı dogmasal veya edinsel olarak gelişen tendojen veya osteojen şişkinlikler

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Konut : İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.

Kurban : Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan. Bir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse. Müslümanlarda Kurban Bayramı. Bir kazada veya felakette ölen kimse. İçtenliği belirten bir seslenme sözü. Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse.

Halk geleneği : Halkın, tarihsel akış içinde benimsediği, toplumsal değiniler yoluyla öz yapısına sindirdiği kültür ürünlerinden oluşan düzen. bk. tarihsel okul, tarihsel halkbilim, değini.

 

İnsan kurban : Ekinleri korumak, salgın hastalıkları durdurmak, yağmur yağdırmak, doğaüstü varlıkların yardımlarını sağlamak ve öteki dünyaya arınmış olarak göç etmek amacıyla yapılan geleneksel halk uygulaması, bk. öteki dünya, gelenek.

Koruyucu ruh : Kesilen kurbanın ruhunun koruyucu bir görev üstleneceğine ilişkin yaygın halk inancı, karşılığı konut kurbanı.

Ok kurbanı : Oku kırmak ya da yanan bir oku güneşe atmak biçiminde oluşan bir kurban sunma türü. bk. kurban, konut kurbanı, ok.

Koruyucu : Koruyan kimse, muhafız. Himaye eden, kollayıcı, hami. Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan (ilaç veya işlem).

Sağlamak : Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Elde etmek, sahip olmak.

Sağlama : Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.

Sağlam : Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

 

Şekli : Havuç. Biçimle ilgili, biçimsel, formel.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Etme : Etmek işi.

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

Diğer dillerde Konut kurbanı anlamı nedir?

İngilizce'de Konut kurbanı ne demek ? : building sacrifice