Kor yapraa gitmek nedir, Kor yapraa gitmek ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Budanmama sonucu filiz ve yeni yaprak verme yeteneğini yitirmek.
Kor yapraa gitmek tanımı, anlamı
Gitmek : Bir yere doğru yönelmek. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Herhangi bir durumda olmak. Ölmek. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Dayanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Çıkmak, ulaşmak. Götürülmek, gönderilmek. Makine, işlemek, çalışmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Sürmek, devam etmek. Geçmek. Yürümek, yol almak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yakışmak, yaraşmak. Satılmak. Yapmak. Başvurmak, yapmak. Bir şey zarar görmüş olmak. Tüketilmek, harcanmak. Yok olmak, elden çıkmak.
Kor : İyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür veya odun parçası. Büyük acı, üzüntü, sıkıntı, dert. Kırmızı renkli.
Yitirmek : Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek.
Budanma : Budanmak işi.
Yitirme : Yitirmek işi.
Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.
Yaprak : Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak.
Filiz : Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
Verme : Vermek işi.
Yeten : Herkes. Süresi dolan, günü gelen kimse: Yatan ölmez yeten ölür. Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlılar, herkes.
Yete : Sakatlık. Taraf.
Yiti : Çok acı ya da ekşi. Tatlı. Tadı sertleşmiş, keskinleşmiş: Bu sirke çok yiti. Koyu: Sarının yitisini aldım. İyi, güzel, yaman. Keskin. [Bakınız: iti].
Fili : Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.
Sonu : Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.
Yeni : Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. Tanınmayan, bilinmeyen. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Biraz önce, çok zaman geçmeden. Daha öncekilerden farklı olan. Eskisinin yerine gelen. En son edinilen. İşe henüz başlamış. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan.
Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.
Diğer dillerde Kor pulmonale anlamı nedir?
İngilizce'de Kor pulmonale ne demek ? : cor pulmonale


Bu kısımda Kor yapraa gitmek nedir? Kor yapraa gitmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kor yapraa gitmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kor yapraa gitmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.