Larkadak nedir, Larkadak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir yere sokulmak, bir yerden çıkarılmak istenilen şeyin hemen girmesi ya da çıkmasını anlatır : Vida larkadak yerine giriverdi.

Larkadak kısaca anlamı, tanımı

Çıkarılmak : Çıkarma işine konu olmak

Çıkarılma : Çıkarılmak işi.

Sokulmak : Sokma işine konu olmak. Yanaşmak, yaklaşmak. Girmek.

Sokulma : Sokulmak işi.

Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.

Anlatı : Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.

Anlat : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Çıkma : Çıkmak işi. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.

 

Girme : Girmek işi.

Hemen : Çabucak. Yalnız, sadece. Aşağı yukarı. Çok.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Giri : Geri taraf, kıç. Geri.

Heme : [Bakınız: he mi]. Derhal, hemen. Çocuk oyunlarında hedef, kale, çukur. Öyle mi, değil mi. Amma. Hem.

Vida : Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Soku : Taş dibek. Dibekte, havanda tahıl dövmeye yarayan tokmak.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Large fret anlamı nedir?

Osmanlıca Large fret : geniş perde demiri