Left behind türkçesi Left behind nedir

Left behind ile ilgili cümleler

English: They left behind more than 2,000 dead and wounded.
Turkish: Onlar 2.ooo den fazla ölü ve yaralıyı geride bıraktılar.

English: They left behind hundreds of wounded men.
Turkish: Onlar arkalarında yüzlerce yaralı insan bıraktı.

English: She thought of her cat left behind at home.
Turkish: Evin arkasında bırakılan kedisini düşündü.

English: They were left behind enemy lines.
Turkish: Düşman hatlarında bırakıldılar.

English: Our company is going to be left behind too if we don't create an environment in which we can get instant Internet access.
Turkish: Acil internet girişi olan bir çevre yaratmazsak, bizim şirketimizde geride kalacak.

Left behind ingilizcede ne demek, Left behind nerede nasıl kullanılır?

Left : Sola. Sol tarafa. Bırakılan. Soldaki. Sol kanat. Be.sola. Kalmak. Sola ait. Artık. Sol taraf.

Behind : Yanında. Ardında. Kıç (argo terim). Popo. Desteğinde. Geriye. Gerisinde. Peş. Peş (argo terim). Arkadan.

Was left behind : Geri bırakıldı. Geride bırakıldı. Geç kaldı. Geri kaldı. Geriye düştü.

Left a deep scar on him : Onda derin iz bıraktı. Onu derinden yaraladı (duygusal anlamda).

Left a module : Sol a-modül.

Left a scar on him : Onu derinden yaraladı (duygusal anlamda). Onda derin iz bıraktı.

 

İngilizce Left behind Türkçe anlamı, Left behind eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Left behind ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Residuary : Baki kalan. Arda kalan. Artık. Bakiye. Fazla. Fazlalık. Artan.

Arrears : Süresinde ödenmemiş borcun bakiyesi. Gecikmiş ve yapılmayı bekleyen iş. Vadesinde ödenmeyen borçların ileri bir tarihe aktarılması. Bakiye. Borç. Ödemesi gecikmiş borçlar. Geri. Kalan (ödenmemiş borç).

Residuals : Kalıntı. Artık. Artan. Tortu.

Remainder : Bir maddenin orijinal bileşenlerinden bir kısmının alınmasından sonra geriye kalan kısmı. Geri kalan kısım. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Elden çıkarmak. Kalıntı. Tortu. Döküntü. Artık. Para üstü.

Residue : Net tereke. Tortu. Kalıntı. Vasiyetin paylaşımından sonra kalan parça. Arta kalan. Çökelti. Kalan kısım. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir maddenin orijinal bileşenlerinden bir kısmının alınmasından sonra geriye kalan kısmı. Küspe.

Balances : Bakiye. Balans. Denge. Terazi. Bilanço. Uyum. Ruhsal denge. Denklik.

Residues : Vasiyetin paylaşımından sonra kalan parça. Tortu. Kalıntı. Artık.

Remainders : Geri kalan kısım. Kalıntı. Geri. Miras kalan şey. Ünvanın varisi olma hakkı. Artan. Elden çıkarmak. Elde kalan kitapları ucuza elden çıkarmak. Tortu. Geri kalan.

Balance : Denk gelmek. Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Yönetmenin sahne üzerinde tasarladığı düzenin temel öğelerinden biri. göz dengesiz bir görünümü (bilinçsiz de olsa) sezinlediği için sahne üzerindeki oyuncuları dengelemek gerekir. sahne üzerinde denge, iki ana bölümde ele alınır. fiziksel denge : bakışımlı ve bakışımsız olmak üzere iki çeşittir. güzelduyusal denge : sahne üzerinde kalabalığı anlam açısından uyumlu bir duruma getirir. Ruhsal denge. Düşünmek. Sayışımdan sonra görünen kalıntı. Uyum. Denklik. Kıyaslamak. Tikel ya da tam denge koşulu.

 

Remanent : Kalamin. Kalıcı. Artık. Artan.

Left behind synonyms : remaining, residua, leftover, residual, overplus.