Müstezat nedir, Müstezat ne demek

Müstezat; bir edebiyat terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Her dizesine bir küçük dize eklenmiş divan edebiyatı nazım türü

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: artıklı]

Müstezat hakkında bilgiler

Kelime anlamı olarak çoğalması istenilen, artmış anlamına gelir. Günümüzde bu anlamıyla fazla kullanılmamaktadır. Bir edebiyat terimi olarak, her dizesine bir küçük dize eklenmiş divan edebiyatı nazım türünü ifade eder. Günümüzdeki kullanımı yaygın olarak edebiyat terimine işaret eder. Bir uzun, bir kısa şekilde yazılan divan edebiyatı nazım şeklidir. Murabba, muhammes, rubai, kıta, beyit gibi şekillerle birleştirilerek yazılgelmiştir. En çok "gazel müstezat" şeklinde yazılmıştır. Bir nazım şeklinin her mısrası veya her beytinin sonuna aynı ölçüde bir kısa mısra ekleyerek meydana getirilir. Eklenen kısa mısralara "ziyade" denir. Türk edebiyatına Arap edebiyatından geçmiştir. İlk örnekler Nesimi'ye aittir. Şeyhi, Nevai, Necati gibi birçok şair de müstezat yazmıştır.

Müstezat- ı Necati Beğ
Kapunda beni istemeyen derbeder olsun
Olsun begüm olsun
Bin zar oluban derd ile benden beter olsun
Olsun begüm olsun

Müstezat anlamı, kısaca tanımı:

Dize : Şiirin satırlarından her biri, mısra.

Küçük : Değersiz, önemsiz. Küçük abdest. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Niceliği az olan. Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Kısık, parlak olmayan (ses).

 

Divan : Sedir. Meclis. Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser.

Edebiyat : İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler. Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür.

Nazım : Şiir.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Çoğalma : Çoğalmak işi, fazlalaşma, ziyadeleşme.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Terim : Geleneksel mantıkta özne veya yüklem. Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah. Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri. Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri. Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had.

İfade : Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Deyiş, söyleyiş. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Anlatım. Dışa vurum.

Eder : Fiyat, paha, değer.

Kullanım : Kullanma, yararlanma, tasarruf.