Melanozis makuloza nedir, Melanozis makuloza ne demek

Melanozis makuloza; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Deride, doğuştan var olan, 1-5 santimetre çapında, sınırlı siyah benekler.

Melanozis makuloza tanımı, anlamı

Melan : Yunus balığı

Melanoz : Deri veya dokularda kahverengimsi siyah görünüm vermek üzere aşırı melanin toplanması.

Melanozis : Melanin pigmentinin çeşitli organ ve dokularda anormal olarak birikmesi. Melanin pigmentinin metabolizma bozukluğuyla belirgin hastalık.

Makul : Akla uygun, akıllıca. Akıllıca iş gören, mantıklı. Aşırı olmayan, uygun, elverişli. Belirli.

Santimetre : Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi, santim (cm).

Doğuştan : Yaradılıştan. Kişinin doğduğu andan beri var olan, doğuşla birlikte gelen, fıtri.

Sınırlı : Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Az sayıda. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.

Var ola : Olsa gerek.

Santim : Bazı ülkelerde kullanılan para biriminin yüzde birine eşit olan küçük para birimi. Santimetre.

Siyah : Kara, ak, beyaz karşıtı. Bu renkte olan. Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü.

Benek : Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.

 

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Doğuş : Doğma işi.

Sını : Ağaçtan yapılmış yayık. “Tuluhdan, sınısıdan yayduh.”. Sini, yemek sofrası.

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Toplantı, düğün.

Sant : Çiftte zincir yerine kullanılan taze meşe ağacından bükülerek yapılan bir araç.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Doğu : Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı. Bu yönde olan, Şarki. Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü. Güneşin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de doğduğu 0,90°'lik yön. Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi, Şark, Batı karşıtı. Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.

Siya : Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.

Var : Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı. Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz. Elde bulunan her şey. Varlıklı: Var evi kerem evi yok evi verem evi. Çekil, yıkıl, savul: Var, git gözümün önünden!. Kale. Mevcut, var// var mal: mal mülk// var yoh: bütün mülk. Varlığı, mevcudiyeti. Hepsi, olancası, mevcudu. Olanca, hep. Servet, mal, varlık. Haydi, durma. (Olumlu fiillerle birlikte gelince teşvik pekitmesi oluyor.). Sakın! (Olumsuz fiillerle birlikte gelince sakındırma pekitmesi oluyor.).

Diğer dillerde Melanozis anlamı nedir?

İngilizce'de Melanozis ne demek ? : melanosis