Mikromer nedir, Mikromer ne demek

Mikromer; Biyoloji, Anatomi, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Eşit dağılmış vitellüs maddesine sahip olmayan yumurtanın segmentasyonu sırasında üst tarafta kalan küçük blâstomerler.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kurbağa gelişiminde ilk iki meridyonal bölünme sonucu biçimlenen ve animal yarımda yer alan dört küçük hücre.

Mikromer kısaca anlamı, tanımı

Mikro : Küçük, dar, makro karşıtı

Segmentasyon : Embriyoyu meydana getirmek üzere döllenmiş yumurtanın geçirdiği bir seri mitoz bölünme ile önce ikiye, sonra dörde, sonra 8, 16 ve benzerleri sayıda hücrelere devam eden bölünmeler sırasında morulâ, blâstula, gastrulâ evrelerinin ve daha sonra da embriyonun oluşması. Segmentli hayvanlarda, böceklerde, embriyonun gelişmesi sırasında vücudun parçalara ayrılması. Metamerizasyon. Zigotta, sitoplazma büyümesi olmadan art arda görülen mitoz bölünmeler sonucunda, birbirine benzer hücrelerin oluşması. Bazı hayvanlarda embriyonun gelişmesi sırasında vücudun parçalara ayrılması, metamerizasyon. Bir vücut veya yapının benzer parçalardan oluşması. (karşılık: bölütlenme),Embriyonu meydana getirmek üzere zigotun parçalara bölünmesi olayı. Zigot önce ikiye, sonra dörde, daha sonra sekize bölünür. Bölünmeler devam eder. Genel olarak, sırasiyle morulâ, blastulâ ve gastrulâ evreleri meydana gelir ve sonunda embriyon oluşur.

 

Sırasında : Gerekince, yerinde ve zamanında.

Blastomer : Tohumözü, Blastulada blastomer tabakasını meydana getiren hücrelerin her biri. Embriyoda bulunan genç hücreler. Morula ve blastulayı oluşturan, ileride embriyoyu biçimlendirecek olan farklılaşmamış hücrelerden her biri. Blâstulada blâstomer tabakasını meydana getiren hücrelerin her biri. Blâstulâda blâstoderm katını meydana getiren gözelerin herbiri.

Vitellüs : Yumurtada, kabuk ve çekirdek dışında kalan maddelerin hepsi.

Kurbağa : Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan.

Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

Blastom : Bir organ veya dokunun blastemasındaki embriyonel hücrelerden köken alan tümör.

Segment : Bir organ, yapı veya bütünün doğal veya yapay olarak sınırlanmış her bir bölümü. [Bakınız: bölüt]. Bölüt.

Gelişim : Gelişme işi. Aksiyon. Serpilip büyüme. İlerleme, inkişaf, tekâmül.

Bölünme : Bölünmek işi. Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması. Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

 

Segmen : Köyden köye gelin almaya giden güvey yanlısı, atlı, davullu, zurnalı, silahlı ve cepken giyinmiş delikanlı alayı.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Yarım : Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan. Saatte on iki otuz. Hastalıklı, sakat, sağlıksız. Bir bütünün yarısı olan miktar.

Dağıl : Toz kaldırarak esen rüzgâr.

Bölün : Bir gazete veya dergide parça parça çıkan ve her parçası bir öncekinin devamı olan yazı.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Blast : Yunanca yeni hücreler verecek olan yapı ya da hücreyi gösteren ön ek. Yeni hücreler verecek olan yapı veya hücreyi gösteren ön veya son ek.

Yumur : Verimsiz toprağı kiraya verenin, karşılığında aldığı tohum kadar ürün. Hayvanlarda, midenin bir parçası.

Diğer dillerde Mikromer anlamı nedir?

İngilizce'de Mikromer ne demek ? : micromere, micromerus