Mukoza zarı nedir, Mukoza zarı ne demek
Mukoza zarı; Zooloji alanında kullanılan bir kelimedir.
Zooloji'deki anlamı:
Örtü dokusunda, mukus gözelerini kapsayan ve öz kat ile desteklenip alt mukoza katı üzerine oturan bir kat.
Mukoza zarı tanımı, anlamı
Zarı : Evet, olasılıkla. Her halde, evet öyle
Mukoza : Sümük doku.
Alt mukoza katı : Mukoza katının altında bulunan telli bağ dokusundan yapılmış bir kat.
Örtü dokusu : (Eş anlamlısı: epitel dokusu,) Özgür bir yüzeyi örten ya da bir kanal ya da bir boşluğu kaplayan gözeli bir doku. Tek bir sıra gözeden yapılmış olacağı gibi çok sıralı da olabilir. Gözeler yassı, küp ya da silindir biçimi olabilirler.
Gözeler : Sestodların çekmenleri içerisinde bulunan çekmen benzeri sığ yapı. Bingöl kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Eskişehir ili, Mihalıççık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Gümüşhane şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Şanlıurfa şehri, Yardımcı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Tunceli şehri, Ovacık ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.
Öz kat : (lamina propria,)Mukoza katının özel bir katı olup gevşek telli bağ dokusundan yapılmıştır.
Destek : Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Yardım.
Mukus : Solunum yolları ve sindirim organlarının hücreleri tarafından salgılanan madde.
Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
Gözel : Güzel. Buğday, toprak ve benzerleri şeyler elenen iri gözlü büyük kalbur. Eski türkçe közemek: güzel. Güzel, karşılığı gozel, guzel. [Bakınız: gözer].
Deste : Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.
Dokus : Dokuz.
Kapsa : Çitten ya da aralıklı çakılan tahtalardan yapılmış bahçe kapısı. Büyük kulplu ya da kulpsuz sepet, sele. Tohum ve yem kabı, tahta sandık. Çubuklardan yapılmış bahçe kapısı. Kırda, tarlada çocukları güneşten korumak için yapılan küçük sığınak. Aralıklı tahtalardan yapılmış bahçe kapısı. Kutu.
Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.
Muku : Kaydırak oyunu.
Örtü : Örtmek için kullanılan şey, vualet. Yapılarda çatı, dam.
Doku : Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.
Katı : Sert, yumuşak karşıtı. Taşlık. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Çok, aşırı derecede.
Diğer dillerde Mukoza zarı anlamı nedir?
İngilizce'de Mukoza zarı ne demek ? : mocous membrane

Bu kısımda Mukoza zarı nedir? Mukoza zarı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Mukoza zarı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Mukoza zarı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.