Nal çakma nedir, Nal çakma ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Düğünlerde oyun oynarken sık sık ayağı kayanlara, kaymasına engel olunacağı inancıyla yapılan töre.

Nal çakma ile ilgili Atasözü veya Deyim

nal çakmak : nallamak.

Nal çakma kısaca anlamı, tanımı

Çakma : Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı

Nal : At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası.

Sık sık : Az aralıklarla. Arası çok geçmeden, az aralıkla, sık olarak, sıkça.

Kaymas : Yılmayan, cesur. [Bakınız: Kaymaz].

İnancı : İnancılığı savunan, fideist.

Düğün : Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılmış olan tören, eğlence, cemiyet. Bir olayı kutlamak için yapılmış olan büyük eğlence veya tören.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

Kayma : Kaymak (II) işi. Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi.

 

Kayan : Kayarak yer değiştiren. Dağdan inen sel. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taş.

Töre : Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, âdet. Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri, adap.

Ayağ : Lâkap. Ayak. Rüşvet. Kadeh. Tas, çanak. Basamak.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

 

İnan : İnanmak işi. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme. Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.

Kaya : Büyük ve sert taş kütlesi. Kayaç.

Düğü : Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Pirinç.

Sık : Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı. Çok bulunan, çok rastlanan. Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla. Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak.

Diğer dillerde Nal burunlu yarasagiller anlamı nedir?

İngilizce'de Nal burunlu yarasagiller ne demek ? : horseshoe bats