Oral antikoagülanlar nedir, Oral antikoagülanlar ne demek

Oral antikoagülanlar; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Karaciğerde yapılan pıhtılaşma faktörlerinin üretimini bozarak dolaylı yoldan pıhtılaşma engelleyici etkiye neden olan ve ağız yoluyla kullanılan ilaçlar.

Oral antikoagülanlar tanımı, anlamı

Anti : Yunanca karşı anlamında ön ek. Karşı, zıt

Antikoagülan : Pıhtılaşmayı önleyici.

Antik : İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.

Oral : Ağızcıl. Söze dayanan. Sözlü. Ağız yoluyla.

Pıhtılaşma faktörleri : Protein, lipoprtotein ve kalsiyum iyonlarından oluşan, pıhtılaşma olayında görevli faktörler.

Engelleyici : Engelleme özelliği olan (kimse veya şey). Depolanan benzinlerde gazlaşmayı, yağlama yağlarındaki renk değişimini, türbin yakıtlarında korozyonun istenmeyen etkilerini önleme veya geciktirme ve benzerleri amaçlar için kullanılan, petrol ürünlerinde doğal olarak bulunan veya çok küçük oranlarda sonradan katılan bir madde, önleyici, inhibitör. Bir faaliyeti ya da olayı kontrol eden ya da engelleyen herhangi bir madde. İnhibitör. Tezgenin çalışmasını önleyerek, tepkime hızını azaltan katışkı. Bir faliyeti veya olayı kontrol eden veya önleyen madde, inhibitör. [Bakınız: eğretileme].

 

Pıhtılaşma : Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi.

Karaciğer : Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ.

Yoluyla : Aracılığıyla. Yöntemiyle, usulüne uygun olarak. bir şeye göre, bir şeye uygun olarak.

Bozarak : Açık renk, aka çalan. Beyaza yakın toprak. Bozca, bozumsu.

Dolaylı : Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta, endirekt.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Faktör : Etmen. Etken.

Bozar : Ayıp, kusur.

Pıhtı : Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı.

Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

Nede : Nerede. Nerede?.

Boza : Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılmış olan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek.

Diğer dillerde Oral antikoagülanlar anlamı nedir?

İngilizce'de Oral antikoagülanlar ne demek ? : oral anticoagulans