Parkinson hastalığı nedir, Parkinson hastalığı ne demek

Parkinson hastalığı; bir tıp terimidir.

"Parkinson hastalığı" ile ilgili cümleler

  • "Vicdan'ın Parkinson hastalığının ufacık bıraktığı gövdesinin sönmesine altmış yıl var." - E. Atasü

Kimya'daki anlamı:

İstirahat halinde titreme, kaslarda sertlik ve istemli hareketlerde azalmanın bir arada görüldüğü hastalık. Hastalık, darbe alma veya beyinde dopamin seviyesinin düşmesi sonucu açığa çıkar.

İngilizce'de Parkinson hastalığı ne demek? Parkinson hastalığı ingilizcesi nedir?:

parkinson disease

Parkinson hastalığı hakkında bilgiler

Parkinson hastalığı, beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığı. Genellikle orta yaş hastalığıdır. Adını hastalığı ilk defa 1817'de titremeli felç olarak tarifleyen James Parkinson'dan almıştır. Binde bir sıklıkla görülen, müzmin, ilerleyici, tedavisiz iyileşmeyen bir hastalıktır.

Parkinson hastalığı ile ilgili Cümleler

  • Onda Parkinson hastalığı mı vardı?
  • Parkinson hastalığı mı vardı?

Parkinson hastalığı kısaca anlamı, tanımı:

Hasta : Parasız, züğürt. Aşırı düşkün, tutkun. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

 

Sistem : Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Yol, yöntem. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Dizge. Model, tip. Düzen.

Bozuk : Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Kızgın, sıkıntılı. Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık. Bozulmuş olan.

Park : Otopark. Cephane, makine veya otomobillerin bulunduğu yer. Trafik zorunlulukları dışında durma biçimi. Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe.

Bacak : Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

Sert : Gönül kırıcı, katı, ters. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Güçlü kuvvetli. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Titizlikle uygulanan, sıkı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Hırçın, öfkeli, hiddetli.

 

Sürek : Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Süren, devam eden zaman. Hızlı süren, hızlı giden.

Titreme : Titremek işi.

Hafif : Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Sallantı : Sürüncemede bırakma, savsaklama. Sallanma işi.

Merkez : Polis karakolu. Belirli bir yerin ortası. Bir işin öğretildiği yer. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Biçim, tarz. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Kısım : Kol. Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü.

Diğer dillerde Parkinson hastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Parkinson hastalığı ne demek? : n. Parkinson's disease