Piyasa payı düzenleme anlaşmaları nedir, Piyasa payı düzenleme anlaşmaları ne demek

Piyasa payı düzenleme anlaşmaları; İktisat alanında kullanılan bir terimdir.

İktisat terim anlamı:

Dışalım mallarıyla rekabet edemeyen yerli sanayilerini korumak amacıyla, dışalımını sınırlandırmaya yönelik olarak dışalımcı ülke ile dışsatımcı ülke arasında yapılan anlaşmalar. karşılığı gönüllü dışsatım kısıtlamaları.

Geniş fiyat dalgalanmalarını önlemek amacıyla bir mal veya ürünün piyasa payını belirlemek için ülkeler arasında yapılan ticari anlaşmalar.

Piyasa payı düzenleme anlaşmaları anlamı, tanımı

Anlaş : Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık

Piyasa payı : Bir piyasada, bir malın toplam satış miktarı ya da gelirleri içinde bir firmaya ait olan pay.

Anlaşma : Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.

Düze : Doz.

Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

 

Düzenleme : Düzenlemek işi, tertip, organizasyon. Düzene koyma, kodifikasyon, regülasyon. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılmış olan değişiklik, aranjman. Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne, aranjman. Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılmış olan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi, kodifikasyon.

Piyasa : Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. Ortalık. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. Arz ve talebin karşılaştığı alan. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme.

Gönüllü dışsatım kısıtlamaları : Genellikle dışalımcı bir sanayileşmiş ülke ile çoğunlukla emek yoğun mal dışsatımı yapan az gelişmiş ülke arasında, siyasi ve iktisadi baskıyla gerçekleştirilen anlaşma gereği dışsatım üzerine konulan, yeni korumacılık akımı kapsamındaki bir tür kota. krş pazar payı düzenleme anlaşmaları, Çok Elyaflı Tekstil Anlaşması.

Ülkeler arası : İki veya daha çok ülke arasında oluşan, gerçekleşen.

Sınırlandırma : Sınırlandırmak işi.

Belirlemek : Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı. Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.

 

Dalgalanma : Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.

Kısıtlama : Kısıtlamak işi. Kısıt.

Belirleme : Belirlemek işi, tayin, tespit, teşhis.

Korumak : Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

Önlemek : Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak. Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek.

Yönelik : Belli bir yöne çevrilmiş olan, müteveccih.

Rekabet : Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış.

Diğer dillerde Piyasa payı düzenleme anlaşmaları anlamı nedir?

İngilizce'de Piyasa payı düzenleme anlaşmaları ne demek ? : orderly marketing agreements