Prim nedir, Prim ne demek
Prim; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- İşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak veya sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmasını sağlamak amacıyla verilen para

- Sigorta kuruluşlarına bağlı olanların ödemek zorunda oldukları ücret.
- Pay senetlerinin asıl fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki artış.
"Prim" ile ilgili cümleler
- "Kimi mutluluğu attığı golde, aldığı primde, kırdığı rekorda bulur." - H. Taner
Gümrük alanında kullanılan anlamı:
Belirli malların üretim ve yurttan çıkışının özendirilmesi amacıyla, o malların üreticilerine ya da çıkaranlarına genellikle devletçe yapılmış olan yardımlar (para yardımları, vergi bağışıklığı ve benzeri gibi), a. bk. çıkış primi.
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Vadeli işlemler piyasasında ürün, taşınır değer, döviz gibi varlıkların gelecekteki fiyatının yükselmesi durumu.
[Bakınız: sigorta primi]
Menkul ya da gayri menkullerin nominal değeri ile piyasa değeri arasındaki pozitif fark.
[Bakınız: ikramiye]
Bilimsel terim anlamı:
[Bakınız: kazanmalık]
İngilizce'de Prim ne demek? Prim ingilizcesi nedir?:
premium, subsidy, bounty
Osmanlıca Prim ne demek? Prim Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
sigorta akçesi
Prim hakkında bilgiler
Prim, sigortacılıkta verilen teminat karşılığı alınan ücret.
Prim ile ilgili Cümleler
- Primatlar sadece maymunları değil fakat aynı zamanda insanı da kapsıyor.
- Kara para skandalı, 11 Eylül, euronun yayılması, Eski Avrupa, IV. Hartz, Bayan Başbakan, vantilatör mili, iklim felaketi, mali kriz, enkaz primi ve kızgın vatandaş, Almanya'da yılın son 10 kelimesidir.
Prim anlamı, kısaca tanımı:
Sigorta : Bu tür sözleşmeleri yapan şirket. Bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılmış olan iki taraflı bağlantı sözleşmesi. Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda eriyerek güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne veya düzen.
Ücret : Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para. İş gücünün karşılığı olan para veya mal.
Sigorta primi : Sigortacının sağlamış olduğu güvenceye karşılık olarak sigortalının ödediği ücret.
Primadonna : Başoyuncu.
Primat : Maymun.
Primatlar : Maymunlar.
Primitif : İlkel.
Primitivizm : İlkelcilik.
İşveren : İşçileri ücretle çalıştıran gerçek veya tüzel kişi, çalıştıran, patron.
Taraf : Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.
İstek : Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep. Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu. İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi. Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk.
Verim : Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran. Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman. Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere.
Artırmak : Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Artmasını sağlamak, çoğaltmak.
Kola : Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Kolalama. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta.
Ulaşma : Ulaşmak işi.
Teminat : Güvence.
Primaj : Çıkış limanında, yüklemede gösterilen dikkat ve çabaya karşılık olarak navlun dışında yapılan ek ödeme.
Primaz : Replikasyon çatalında, DNA sentezinin başlangıcını tanıyan ve kısa RNA primerini oluşturan enzim. DNA polimerazlar tarafından birincil olarak kullanılan RNA oligonükleotitlerin üretimini katalize eden enzim.
Primer : Birinci. Sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci derecedeki, birincil, ilk, esas.. Yapay olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci, birincil, esas. DNA replikasyonu esnasında, DNA sentezinin başlayabilmesi için kalıp DNAnın başındaki nükleotit dizisine antiparalel ve komplementer olarak sentezlenen RNA oligonükleotidi. Tek zincirli DNAya bağlanan kısa DNA veya RNA parçası.
Primer alimenter indigesyonlar : Birincil mide indigesyonları.
Primer alimenter timpani : Birincil işkembe şişkinliği.
Primer alopesia : Birincil kıl dökülmesi.
Primer bağışık yanıt : Verilen bir antijenle ilk kez karşılaşan konakta oluşan nispeten zayıf bağışık yanıt.
Primer bütilalkol : (kimya)
Primer duvar : Gelişmekte olan hücrelerde görülen, hemiselüloz, selüloz, pektin ve protein gibi maddelerin yanında önemli oranda su kapsayan yapı.
Primer efekt : Birincil etki.
Diğer dillerde Prim anlamı nedir?
İngilizce'de Prim ne demek? : adj. orderly, arranged; neat, clean; formal, proper, rigid (in behavior); sanctimonious, self-righteous, smug
v. behave in a self-righteous or smug manner; have a sanctimonious appearance, appear smug
n. premium, bonus, bounty, contango
Fransızca'da Prim : prime [le]
Almanca'da Prim : n. Prämie
Rusça'da Prim : n. премия (F)

Bu kısımda Prim nedir? Prim ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Prim tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Prim hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.