Sigorta nedir, Sigorta ne demek
Sigorta; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.
- Bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılmış olan iki taraflı bağlantı sözleşmesi.
- Bu tür sözleşmeleri yapan şirket

- Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda eriyerek güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne veya düzen.
"Sigorta" ile ilgili cümle örnekleri
- "İsveç'te çok sağlam bir sigorta sistemi var." - H. Taner
- "Bir hatta giden sigorta yanarsa o hattın lambaları söner." - S. F. Abasıyanık
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Doğal afet, kaza, yangın, hırsızlık, ölüm, kuraklık gibi riskler yüzünden gelecekte ortaya çıkabilecek kayıpları karşılamak amacıyla belli bir prim karşılığında satın alınan güvence. zıt anlamlısı yaşam sigortası, yaşlılık sigortası, işsizlik sigortası, deniz sigortası
İngilizce'de Sigorta ne demek? Sigorta ingilizcesi nedir?:
fuse, insurance
Fransızca'da Sigorta ne demek?:
coupe-circuit
Sigorta hakkında bilgiler
Sigorta, risklerin gerçekleşmesi sonucu doğabilecek zararları gidermek için kullanılan mali araçtır. Sigorta sözleşmesi, sigorta yapılması için hukuken gerekli sözleşmedir. Sigorta şirketi, sigorta işlerinin yönetilmesi, işletilmesi, satışı ile ilgilenen şirkettir. Sigortacılık, bu işlerle ilgilenen meslektir.
İnsanların tüm varlık ve girişimleri risk (riziko) adı verilen belirsizliklerin tehdidi altındadır. Sigorta, risklerin gerçekleşmesi halinde doğan zararı karşılar, böylece geleceğin maddi açıdan belirli hale gelmesini sağlar. Sigorta kişi ve kurumlara güven sağlar, böylece geleceğin planlanmasını mümkün kılar, girişimciliği teşvik eder.
Sigorta, temelde, benzer riske maruz kalan kişilerin (sigortalılar) maddi güçlerini birleştirerek yardımlaşmasıdır. Sigorta şirketlerinin işlevi, bu kişilerin birbirlerini bulmasını ve gerçekleşen zararların giderilmesini organize etmektir.
Aynı riske maruz kalan kişiler bir araya gelerek gerçekleşen riskleri hep birlikte karşıladıklarında, kişi başına düşen ödeme miktarı düştüğünden büyük bir risk bile herkes için karşılanabilir hale gelebilir. Bir araya gelen kişi sayısı ne kadar fazla olursa, kişi başına düşen zarar miktarı o kadar tahmin edilebilir hale gelir. Olasılık hesaplarında büyük adetler kanunu (veya büyük sayılar kanunu) adı verilen kanuna göre, aynı riske konu olan kıymetlerin sayısı ne kadar fazla olursa, gerçekleşecek hasar, riskin oluşma ihtimaline o denli yakın olacaktır.
Sigorta ile ilgili Cümleler
- Sigorta şirketi zarar için onu telafi edecek.
- Araba sigortan için çok fazla ödüyor musun?
- Seyahat sigortam yok.
- Tom'un hiçbir sigortası yok.
- Sigorta atmış.
- Sigorta bize içinde yaşadığımız dünyanın tamamen güvenli olmadığını hatırlatıyor; biz hastalanabiliriz ya da beklenmedik şeylerle karşılaşabiliriz.
- Sigorta ve vergi dahil ne kadar?
- Sigorta buradaki her şeyi kapsar.
- Bizim sigortamız yok.
- Sigortalı değilim.
- Bunun sigorta kapsamına gireceğini düşünüyorum.
- Benim sağlık sigortam yok.
- Sanırım sigorta bunu karşılar.
- Sigorta şirketinin adı nedir?
Sigorta tanımı, anlamı:
Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.
Gidermek : Dindirmek. Ortadan kaldırmak, yok etmek.
Sözleşme : Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat. Bu işlemi gösteren belge, mukavelename. Sözleşmek işi.
Şirket : Ortaklık.
Sigorta atmak : Bir arıza sonucu sigortada elektrik akımı kesilmek.
Sigorta etmek : Bir şeyi, bir kimseyi ileride olabileceği düşünülen kazanın zararını gidermek için sigortaya bağlamak.
Sigorta olmak : Bir kimse veya bir şey ileride olabileceği düşünülen kazanın zararını gidermek için sigortaya bağlanmak.
Sigortası atmak : Çok sinirlenmek.
Sigorta poliçesi : Sigortalı ile sigorta şirketi arasında tarafların karşılıklı hak ve borçlarını gösteren ve sözleşmenin kanıtlanması amacıyla düzenlenen belge.
Sigorta primi : Sigortacının sağlamış olduğu güvenceye karşılık olarak sigortalının ödediği ücret.
İkili sigorta : Bir sigorta ortaklığının sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi, reasürans.
Otomatik sigorta : Fazla akım geçtiğinde manyetik veya termik mekanizmalarla devreyi açan alet.
Sosyal sigorta : Bir işte ücret karşılığı çalışanların sağlığını, geleceğini güvence altına almak amacıyla kazançlarından bir bölümü kesilerek yapılmış olan sigorta.
Zorunlu sigorta : Trafik sigortası, deprem sigortası gibi yaptırılması zorunlu olan sigorta.
Alışveriş sigortası : Kredi kartı ile satın alınan eşyanın belirli bir sürede hasara uğraması veya çalınması durumunda poliçe maddelerine göre sağlanan güvence.
Ferdi kaza sigortası : Deprem dâhil her yerde oluşacak kaza sonunda ortaya çıkan sakatlık, hastalık veya ölüm dolayısıyla ödenecek para tutarını belirleyen sözleşme.
Hayat sigortası : Bir kimsenin, yaşlılık çağında kendisine veya mirasçılarına para ödenmesi şartıyla yaptığı sigorta anlaşması, yaşam güvencesi.
İhtiyarlık sigortası : Yaşlılık sigortası.
İşçi sigortası : İşçinin sağlığını, geleceğini güvence altına almak amacıyla kazançlarından bir bölümü kesilerek yapılmış olan sigorta.
Ölüm sigortası : Sigortalının ölümü durumunda sigortalayan tarafından ödenmesi kabul edilen parayı gösteren sigorta türü.
Sağlık sigortası : Hastalık veya ölüm durumunda sigorta şirketinin yardımını sağlayan sigorta anlaşması.
Yangın sigortası : Yangına karşı yapılmış olan sigorta.
Yaşam sigortası : Hayat sigortası.
Yaşlılık sigortası : Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü, ihtiyarlık sigortası.
Sigortacı : Belirli bir prim karşılığında, sigortalıya veya bir tazminattan yararlanacağı belirtilmiş olan kimseye, zarara uğraması durumunda belli bir para veya gelir ödemeyi üstlenen kimse.
Sigortacılık : Sigortacının işi.
Sigortalama : Sigortalamak işi.
Sigortalamak : Sigorta yapmak. Bir şeyi güven altına almak.
Sigortalanma : Sigortalanmak işi.
Sigortalanmak : Sigortalama işi yapılmak.
Sigortalı : Sosyal sigorta kapsamına alınmış işçi. Sigorta edilmiş. Güven altına alınmış, sağlama bağlanmış.
Sigortalılık : Sigortalı olma durumu.
Sigortasız : Sigorta edilmemiş. Güvence altına alınmamış, sağlama bağlanmamış. Sosyal sigorta kapsamına alınmamış işçi.
Sigortasızlık : Sigortasız olma durumu.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Prim : Sigorta kuruluşlarına bağlı olanların ödemek zorunda oldukları ücret. Pay senetlerinin asıl fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki artış. İşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak veya sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmasını sağlamak amacıyla verilen para.
Uğraş : Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele.
Kuruluş : Kurulma işi. Yapı, yapılış, bünye. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kasılma. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı.
Taraflı : Yandaş. Herhangi bir yöreden olan. Yanı ve yönü olan.
Bağlantı : İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.
Elektrik : Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Çarpıcılık, cazibe, canlılık.
Risk : Zarara uğrama tehlikesi, riziko.
Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
Tür : Dolaşma. Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş.
Sigorta alacağı : Sigorta poliçesi üzerinden ödeme yapılmasının istenmesi.
Sigorta değeri : Sigortayı yapan tarafın riskin gerçekleşmesi durumunda sigorta yaptırana ödeneceğine ilişkin güvence verdiği miktar.
Sigorta yaptırma : İktisadi karar birimlerinin gelecekte gerçekleşme olasılığını gördükleri herhangi bir zarardan sakınmak amacıyla belli bir prim karşılığında kendini güvence altına aldırması.
Sigortalatma : Sigortalatmak işi.
Sigortalatmak : Sigortalama işini yaptırmak.
Diğer dillerde Sigorta anlamı nedir?
İngilizce'de Sigorta ne demek? : adj. insurance, insurable
n. insurance, assurance, fuze, fuse
Fransızca'da Sigorta : assurance [la]; plomb [le]
Almanca'da Sigorta : n. Sicherung, Versicherung
Rusça'da Sigorta : n. страхование (N), страховка (F), предохранитель (M), пробка (F)

Bu kısımda Sigorta nedir? Sigorta ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sigorta tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sigorta hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.