Pusarmak nedir, Pusarmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hava bulutlanmak, kapanmak, puslanmak.

Surat asmak.

Zihin yorgunluğu nedeniyle dalgın olmak.

Hava sislenmek, bulanmak.

Eski türkçe pusarmak:sis çökmek; hava kapanmak.

Pusarmak anlamı, tanımı

Pusa : Elbise, çamaşır bk. pusat

Zihin yorgunluğu : Zihnin aşırı derecede yorulması.

Bulutlanmak : Bulutlarla kaplanmak. Kederlenmek, hüzünlenmek.

Bulutlanma : Bulutlanmak işi.

Puslanmak : Hava hafif sisli bir durum almak. Buğulanmak.

Sislenmek : Sisle kaplanmak, sise bürünmek, bulanmak.

Sislenme : Sislenmek işi.

Puslanma : Puslanmak işi.

Bulanmak : Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak. Parlaklığını ve açıklığını yitirmek. Karışmak. Duruluğunu yitirmek. Mide bulantısı olmak.

Kapanmak : Kapalı duruma gelmek. Yara iyileşmek. Son verilmek, kesilmek. Hava bulutlanmak. Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek. Göz kör olmak. Tatile girmek. Dışarı ile ilişiğini kesmek. Yüzü, gövdesi bir yere gelecek biçimde eğilmek.

Kapanma : Kapanmak işi.

Bulanma : Bulanmak işi.

Çökmek : Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.

 

Dalgın : Çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşünceye dalan. Kendinden geçmiş bir durumda. Dikkatini belirli bir konu üstünde toplayamayan.

Yorgun : Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan, bitap.

Türkçe : Genel Türk dili. Türkiye Türkçesi.

Surat : Yüz. Soğuk davranma. Somurtkanlık, asık yüzlülük.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Kapan : Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Düzen, hile. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer.

Çökme : Çökmek işi. Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması. Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması.

Diğer dillerde Purulent yangı anlamı nedir?

İngilizce'de Purulent yangı ne demek ? : purulent inflammmation