Söye nedir, Söye ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve.

[Bakınız: söve].

1.Ocak üstünde lamba koymaya yarayan yer. 2.Ocak içlerinde iki yana dikine konulan geniş, uzun, düz taşlar.

Yatık, eğik : Saban söye derin sürmüyor.

Ev direği.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: söğe].

Söye anlamı, kısaca tanımı

Söyek söyek : Küme küme, bölük bölük

Söyekazığı : Arabalarda dingil ile çatal ağacı birbirine bağlayan ince demir çubuk. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta).

Söyekelenmek : Tavsız ateşte iyi pişmemek, kararmak (ekmek vb.).

Söyelmek : Ayakta durmak, dikilmek.

Söyen : Bağ, bahçe çitlerinde kullanılan uzun kazıklar.

Çerçeve : Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık.

Üstünde : Üstündeki, karşılığı üs'ta.

Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.

Dikine : Dikey olarak, diklemesine. İnadına.

 

Pencer : Sebze. Pancar.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Lamba : Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul. Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.

Dikin : Giyim eşyası. Dikiş.

İçler : A/b=c/d orantısında b, c sayıları.

Koyma : Koymak işi.

Yatık : Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan. Çevrilmiş, devrik. Zamanla dayanıklılığını yitirmiş. Yayvan su kabı.

Saban : Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Derin : Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Yoğun. Dip. Uzun süren. İçten gelen. Ayrıntılı. Yüzeyden içeri inen.

Yana : Yağ ile. Taraf, taraf, tarafta, taraftan, tarafına.

Diğer dillerde Sövümseme anlamı nedir?

Fransızca'da Sövümseme nedir ? : cacophémisme