Sırıl nedir, Sırıl ne demek

Sırıl; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Bursa ilinde, Orhaneli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Sırıl ile ilgili Cümleler

  • Gemideki yük sırılsıklam oldu.
  • Sırılsıklam oldum.
  • Benim yastık gözyaşlarıyla sırılsıklam oldu.
  • Islanan adam sevdiğine "Seni sırılsıklam seviyorum." dedi.
  • Bir sağanağa yakalandım ve sırılsıklam oldum.
  • Ter içinde sırılsıklam oldum.
  • Ali Mary'e sırılsıklam aşık.
  • “Sessiz yaşlarla sırılsıklam olan yanaklarından öptüm.”
  • Yağmurdan sırılsıklam oldu.
  • Eğer yağmurluğunuz olmasaydı, iliklerime kadar sırılsıklam olacaktım.
  • Ali sırılsıklam.
  • Ali terden sırılsıklam oldu.

Sırıl ile ilgili Atasözü veya Deyim

sırılsıklam olmak : çok ıslanmak.

Sırıl anlamı, kısaca tanımı

Sırılemek : Sıralamak

Sırılsıklak : Çok ıslak, su gibi.

Sırılsıklam : Büsbütün ıslak, çok ıslak, sırsıklam.

Sırılsıklam aşık : Delicesine sevdalı, tutkun kimse, sırsıklam âşık.

Orhaneli : Bursa iline bağlı ilçelerden biri.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

 

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Orhan : Şehrin yöneticisi, hâkimi. Yozgat şehrinde, Salmanlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Bursa : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Bele : Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.

Burs : Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Sırık üzerinde denge anlamı nedir?

İngilizce'de Sırık üzerinde denge ne demek ? : balance on perc