Safra sirozu nedir, Safra sirozu ne demek

Safra sirozu; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Karaciğerin içindeki safra kanallarının kronik yangısına bağlı olarak oluşan, karaciğerin hemen hemen düz bir görünümlü ve yeşilimsi renkte olmasıyla belirgin siroz, bilyer siroz.

Safra sirozu anlamı, tanımı

Safra : Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık. Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık, balast. Karaciğerin hazmı kolaylaştırmak için onikiparmak bağırsağına salgıladığı yeşilimsi sarı renkli acı sıvı, öd. Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse veya şey. Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için dip bölümlerine konulan ağırlık, balast

Siroz : Karaciğerin büyümesi veya işlevlerinin körelmesi ile ortaya çıkan bir hastalık.

Kronik yangı : Yangıya neden olan etkenin şiddetinin azalarak devam etmesi hâlinde ve de akut yangı belirtilerinin kaybolmasıyla biçimlen yangı. Bağ doku hücreleri, kılcal damarlar, çok sayıda mononükleer hücreler veya sadece bağ doku iplikleri dikkati çeker.

Bilyer siroz : Safra sirozu.

Karaciğer : Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ.

 

Yeşilimsi : Rengi yeşili andıran, yeşile benzeyen, yeşilimtırak.

Görünümlü : Görünümü olan.

Belirgin : Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.

Görünüm : Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Kronik : Süreğen. Uzun süredir bir çözüm getirilmemiş. Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı tarih, vakayiname.

Yangı : Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon.

Yeşil : Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk. Olmamış, ham (meyve). Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı. Bu renkte olan.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Görün : Mezar, mezarlık.

Kanal : Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol.

 

Bilye : Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne, misket, cıncık, zıpzıp. Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak.

Hemen : Çabucak. Yalnız, sadece. Aşağı yukarı. Çok.

Diğer dillerde Safra sirozu anlamı nedir?

İngilizce'de Safra sirozu ne demek ? : billiary cirrhosis