Savlağa nedir, Savlağa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İki şinik tahıl alan silindir biçiminde bir ölçek.

Değirmen kuyusunun başında fazla suyun savulduğu yer.

Savlağa tanımı, anlamı

Savla : Gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip

Değirmen : İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.

Silindir : Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane. Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer. Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi. Silindir şapka. Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genel olarak motorlu araç.

Değirme : Değirmek işi.

Başın : Başta, önce, en başta3 ilkin.

Savul : Çekül.

Şinik : Tahıl için kullanılan, sekiz kiloluk ölçek. Bu miktarda olan. Tahıl ölçeği. Bir çeşit tahıl ölçeği. Bir teneke miktarındaki tahılın dörtte biri. (Erzincan Merkez). Sekiz kiloluk buğday, arpa ya da nohut ölçeği. 7,5 kilo hacmi istiabisinde hububat ölçeği. Trabzon ili, Akçaabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

 

Ölçek : Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü. Tahıl ölçmeye yarar kap, kile. Bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm, kadran. Bu ölçü miktarında olan. Dört okkaya eşit ağırlık ölçüsü. Bir harita veya resimde görülen uzaklıklarla bunların işaret ettiği, karşılandığı gerçek uzunluklar arasındaki oran.

Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

Fazla : Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Tahı : Kez. Takı, düğün ve nişan hediyesi.

Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.

Şini : Şimdi.

Savu : Yas, sağu. def’, defi (bk. kaçını).

Biçi : Erkek çocuk.

Kuyu : Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genel olarak silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur. İçinden çıkılamayan durum ya da yer. Toprağa kazılan derince çukur. Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu.

 

Sili : Kilim, yünden dokunmuş yaygı. Arı, temiz. İffetli.

Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Diğer dillerde Savaşma gümrükleri anlamı nedir?

İngilizce'de Savaşma gümrükleri ne demek ? : retortion