Sepinti nedir, Sepinti ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kısa süreli ve az yağan yağmur, kar.

Gülsuyu.

Yeri örtünceye dek yağan kar.

Az yağan yağmur, ya da kar.

Teknik terim anlamı:

Serpinti, yağmur çisentisi.

Sepinti tanımı, anlamı

Sepi : Deri, post vb.ni kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerin tümü

Kısa süreli : Uzun olmayan süre.

Serpinti : Dökülen veya akan bir şeyden sıçrayıp serpilen bölüm. Damlacıklar, tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar, çilenti. Bir şeyin etkisi azalarak kalan veya gelen kısmı.

Çisenti : Toza benzer biçimde ince ince yağan şey.

Süreli : Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik.

Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.

Serpin : Un ve tahıl ambarı. [Bakınız: sarpın]. Ambarda tahıl konulan yer. Yağmur. Çorum şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Yağan : Yağmur, kar. Aksaray şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çisen : İnce yağmur. Sisli ve kapalı havada ince ince yağan yağmur. Çiy.

 

Gülsu : Gül suyu.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Kısa : Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı. Kısaca, kısaltarak. Ayrıntısı çok olmayan. Az süren, uzun olmayan. Kısa olan şey.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Serp : Su değirmeninde öğütülecek buğday ya da arpanın döküldüğü kutu. (Ziyere Amasya).

Yağa : Boş gezen.

Örtü : Örtmek için kullanılan şey, vualet. Yapılarda çatı, dam.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Çise : İnce yağmur, çisenti.

Dek : Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam.

Kar : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı.

Diğer dillerde Sepettopu alanı anlamı nedir?

İngilizce'de Sepettopu alanı ne demek ? : playing court of basketball