Sesil nedir, Sesil ne demek
Sesil; Biyoloji, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.
Biyoloji'deki anlamı:
Bir gövde, sap, pedisel ve benzerleri yapılar olmaksızın doğrudan bir yere oturma.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Sapsız.
Zooloji'deki anlamı:
Bir gövde, sap, pedisel v.b. olmaksızın doğrudan doğruya kendini bir yere bağlayarak yaşayan.
Teknik terim anlamı:
Bir sap veya ayakçıkla daimi olarak bir substrata tutunarak yaşayan.
Sesil kısaca anlamı, tanımı
Sesil kelime : Sesil öbek anlamdaşı
Sesil öbek : Ses yinelemesi veya uyaklılık meydana getiren kelime öbeği: pılı pırtı, ufak tefek gibi.
Doğrudan doğruya : Dolaysız, araçsız, aracısız, araya başka bir şey girmeden, resen.
Doğrudan : Aracısız. Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan.
Substrat : Enzimin üzerinde etkili olduğu özel madde. Biyokimyada enzimlerin etki ettiği protein, karbohidrat, yağ veya şeker gibi organik bileşikler için kullanılan bir terim. Enzimin etkilediği madde, enzim etkisiyle yapısı değişen bileşik. Canlıların su içinde tutundukları herhangi bir yüzey. Belirli bir enzimin özgün olarak etkilediği bir bileşik veya reaksiyona giren madde.
Pedisel : Çiçek, meyve ya da sporangiyumun küçük, kısa sapı. 2.Sabit bir organizmanın ya da bir organın sapı. 3.Denizkestaneleri, denizyıldızları ve yılanyıldızlarının dış yüzeyine serpilmiş kıskaç biçiminde, saplı veya sapsız, özel kaslarla açılıp kapanan ve vücudu temiz tutma ve korumaya yarayan yapı. Birçok zar kanatlıda kemer oluşturan narin yapılı ikinci karın segmenti, petiol. Denizkestanelerinin, deniz-yıldızlarının ve bazı yılanyıldızlarının dış yüzeyine serpilmiş kıskaç biçiminde, saplı ya da sapsız küçük yapılar. Özel kaslarla açılıp kapanırlar. Vücutlarını temizlemeye ve korumaya yararlar.
Ayakçık : Çocukların ve cambazların boylarını yükseltmek için ayaklarına takıp gezdikleri sırık. [Bakınız: ayakçak]. Seyyar merdiven.
Oturma : Oturmak işi. Kısa süre için konukluğa gitme.
Sapsız : Sapı olmayan.
Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
Ayakçı : Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
Pedis : Ayak.
Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.
Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).
Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.
Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.
Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.
Tutun : Ev, aile : Bizim köy altmış tutumdur. Ev, aile.
Daimi : Sürekli. sürekli.
Yaşa : Hoşnutluk, sevinç ve benzerleri duyguları anlatmak için söylenen bir söz, yaşasın, ole. Ak koyunların üstüne süs ya da im olarak sürülen kırmızı boya. Kırmızı toprak. Sağlıklı ol, varlığını sürdür, rahat bir yaşamın olsun anlamında kullanılan bir isim.
Diğer dillerde Sesil anlamı nedir?
İngilizce'de Sesil ne demek ? : sessile

Bu kısımda Sesil nedir? Sesil ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sesil tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sesil hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.