Sosa nedir, Sosa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şose yol.

Şose.

Sosa hakkında bilgiler

Sosa Portekiz'de Vagos belediyesine bağlı olan, 22,03 km2 yüzölçümüne sahip, 2.939 nüfuslu (2001) bir bucaktır (Portekizce: freguesia).

Sosa kısaca anlamı, tanımı

Sosal : Büyük fare

Portekizce : Hint-Avrupa dillerinden, Portekiz'de, Brezilya'da ve Portekiz uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil. Bu dille yazılmış olan.

Yüzölçümü : Bir cismin, uzunluk birimi üstikisi ila ölçülen yüzeyi.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

Yüzölçü : Düzlemsel bir bölgenin ya da uzayda bir oyutun yüzeyini ölçme Bu ölçme sonucunda ortaya çıkan nicelik, Anlamdaş. alan II, yüzölçüsü.

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Porte : Bir işin genişlik, önem derecesi, etki alanı. Değer, önem. Bir iş için gereken para tutarı. Üzerine veya arasına nota yazılan, aralıkları birbirine eşit, beş paralel çizgi, dizek.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse.

 

Nüfus : Kişi. Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü. Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı, popülasyon.

Bucak : Kenar, köşe, yer. İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri, nahiye. Burdur iline bağlı ilçelerden biri.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Port : Taranan yünün işe yaramayan bölümü. Kırkılan koyunun ayaklarının üstünde süs olarak bırakılan tüyler. Bozuk : Ben oynamıyorum, elim port. Küt, sivriliği gitmiş.

Bele : Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.

Şose : Genellikle taş kırıkları üzerine kum döşenip silindir geçirilerek yapılmış olan yol.

Buca : İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Sahi : Gerçekten, gerçek olarak.

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Sos cevabı anlamı nedir?

İngilizce'de Sos cevabı ne demek ? : sos response