Suca nedir, Suca ne demek

Suca; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Güzellik, tazelik.

Suca isminin anlamı, Suca ne demek:

Uzun, düzgün boy. Suca ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Suca tanımı, anlamı

Sucahlı : İzmir ili, Kınık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi

Sucak : Sivas ilinde, Zara ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Sucalanmak : Uzamak, boy atmak, dolgunlaşmak.

Sucamı : Sodyum (potasyum) tetra silikat; suda yoğun bir çözelti oluşturan ve çoğunlukla yapıştırıcı olarak kullanılan özdek.

Sucamı tekniği : Kuru sıva üzerine yapılmış suluboya resmin bir kat sucamı ile örtülmesine dayanan bir duvar resmi tekniği; bu teknikle yapılan resim.

Sucatı : Rize şehrinde, Pazar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Güzellik : Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik, hüsün. Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık. Güzel olan bir kimsenin niteliği. Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey.

Güzelli : Bitlis ilinde, Güroymak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Yozgat şehrinde, Şefaatli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Tazelik : Taze olma durumu, körpelik, taravet. Dinç, diri, canlı olma durumu.

 

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Düzgü : Norm.

Güzel : Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Güzellik kraliçesi. Görgü kurallarına uygun olan. İyi, hoş. Güzel kız ya da kadın. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Adamakıllı, şiddetli. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Sakin, hoş (hava). Pek iyi, doğru.

Güze : Su kaynağı. Testi. Güzel. [Bakınız: Göze].

Taze : Bozulmamış, bayatlamamış olan. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı. Yeni, zamanı geçmemiş. Genç kadın. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış.

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. Ayrıntılı.

Boy : Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.

Diğer dillerde Subvitaminozis anlamı nedir?

İngilizce'de Subvitaminozis ne demek ? : subvitaminosis