Superpowers türkçesi Superpowers nedir

  • Süper güçlü.
  • Süper devlet.
  • Süper güç.

Superpowers ile ilgili cümleler

English: The superpowers made significant progress in disarmament.
Turkish: Süper güçler silahsızlanmada önemli gelişme yaptılar.

Superpowers ingilizcede ne demek, Superpowers nerede nasıl kullanılır?

Economic superpower : Güçlü bir ekonomisi olan ve diğer ülkelerin ekonomisini de etkileyen ülke. Ekonomik süper güç. Büyük mali güç ve kaynakları olan ülke.

Electronic superpower : Elektronik lider. Elektronikte bir numara. Elektronik süper gücü. Elektronik alanında güçlü lider.

Superpower : Süper güç. Süper devlet. Süper güçlü.

Superposable : Özdeş.

Superpose : Üstüne koymak. Üst üste koymak. Bindirmek. Üst üste yapmak. Çakıştırmak.

Superposing : Bindirmek. Çakıştırmak. Üstüne koymak. Üst üste koymak. Üst üste yapmak.

Principle of superposition : Üst üste gelme ilkesi.

Superposition : Üst üste gelme. Bir ortamdaki iki ya da daha çok dalganın birlikte oluşturdukları etkinin, bu dalgaların tek tek etkilerinin toplamına eşit olma ilkesi. Üstdüşüm. Üst üste koyma. Bindirme. Süperpoze etme. Üstüne koyma. Çakıştırma. Üstüste bindirme.

Superpositions : Üstüste bindirme. Çakışma. Bindirme. Üstdüşüm. Çakıştırma. Üstüne koyma. Üst üste koyma. Üst üste olma. Süperpoze etme.

 

Superposed valley : Üstoluşumlu yarma koyak. Üstteki yumuşak örtü katmanları içinde yataklarını kazdıktan sonra, temeldeki eski, sert katmanlar içine gömülerek açılmış derin boğaz biçimli koyak.

İngilizce Superpowers Türkçe anlamı, Superpowers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superpowers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Land : Kara parçası. Elde etmek. Kıyıya çıkmak. Karaya çıkmak. Çakmak. Toprak. Aynı türden toprak parçası. Karaya ayak basmak. Kara. Memleket.

Power : Sözü geçerlik. Güç. Vekaletname. Güçlülük. Yetke. Takat. İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği. Erk. Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği. Mat.kuvvet.

State : Değişkenlerin değerleri verildiğinde, dizgenin kesinlikle tanımlanan belirli durumu. Belirtmek. Bilgi vermek. Yağday. Hal. Söylemek. Bilgisayar, hukuk, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum. Durum. Bir dizgenin ölçülebilen tüm özellikleri arasında kurulan ve o dizgeyi ayırt edici olarak belirlemeyi sağlayan nicelikler ve aralarındaki bağıntı.

Major power : Çoğunluk gücü.

Country : Taşraya özgü. Ülke. Kırsal. Memleket. Bölge. Millet. Kır. Yöre. Arazi. Vatan.

Commonwealth : İngiliz uluslar topluluğu. Kamu yararı. Bağımsız devlet veya topluluk. Devlet. Komonvelt. İngiliz imparatorluğu. Milletler topluluğu. Eyalet. Ulus.

Hegemon : Egemen.

 

Nation : Millet. Ülke. Ulus devlet. Kavim. Derebeylik düzeninin yıkılışı ve anamalcı düzenin oluşumu döneminde ortaya çıkan, toprak, ekonomik yaşam, dil, ruhsal yapı ve ekinsel.özellikler yönünden ortaklaşalık gösteren en geniş insan topluluğu biçimi. Budun. Ulus. Belli bir sınır içinde yaşayan ve halk kültürüyle seçkin kültürünü yaratan insanların oluşturduğu siyasal toplum, bk. halk kültürü, seçkin kültürü, ulusal kültür. Halk.

Great power : Yeryüzünde kapladığı alan, yönetimindeki insan niceliği, özellikle ekonomik ve siyasal alanlarda saygınlığı, etkinliği ve söz geçirme üstünlüğü olan devlet. Büyük güç. Büyük devlet.

Superpowers synonyms : res publica, superpower, world power, body politic.