Takaç nedir, Takaç ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
İleri çıkık (alın için).
Ağaçkakan.
Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak.
Takaç anlamı, kısaca tanımı
Taka : Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi. Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kullanılan bir söz
Takaçlamak : Ham meyveleri sırıkla düşürmek.
Ağaçkakan : Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus).
Tokmak : Ağaçtan yapılmış iri çekiç. Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç. Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç. Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz. Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan, türlü biçimlerde metal parça.
Yıkama : Yıkamak işi. Film üzerinde kalması istenmeyen kimyasal maddelerin akıtılması için arı suyla yapılmış olan temizleme. Bir eriticideki bir veya birkaç çözünür birleşeni ayırmak amacıyla, eriticiyi, toz durumuna getirilmiş bir maddenin içinden yavaş yavaş geçirme.
Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.
Tokma : Çok yemekten olan mide ağrısı. Tarlaları ayıran sınır sırıkları arasından arabaların geçmesi için yapılan ilkel kapı.
Kirli : Leke, toz vb. ile kaplı, pis, murdar, mülevves. Toplumun değer yargılarına aykırı olan. Aybaşı durumunda bulunan (kadın).
İleri : Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı. Doğrusundan daha çok gösteren (saat). Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön. Önde bulunan. Öne doğru, ileri doğru. Benzerlerini geride bırakmış. Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra. Bir şeyin ulaşılacak yönü. "Amaca doğru durmadan yürü" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.
Çıkık : Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması. Yerinden çıkmış (kemik veya organ). Çıkıntısı olan.
Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.
Çıkı : Çıkın.
Alın : Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.
İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.
Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
Taht : Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk. Hükümdarlık makamı, hükümdarlık.
Diğer dillerde Tak polimeraz anlamı nedir?
İngilizce'de Tak polimeraz ne demek ? : taq polymerase

Bu kısımda Takaç nedir? Takaç ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Takaç tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Takaç hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.