Tekeç nedir, Tekeç ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tekleri birbirine uymayan, benzemeyen, tek kalan (ayakkabı, eldiven, öküz ve benzerleri çiftler için).

1.Kurumuş çamur parçaları. 2.Sürülen tarladaki büyük toprak parçaları.

Kekeme.

Tekeç tanımı, anlamı

Teke : Erkek keçi. Bir tür karides. Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Ayakkab : Ayakkabı.

Eldiven : Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılmış olan el giysisi.

Çiftler : Tarafların karşılıklı ikişer erkek ya da kadın oyuncudan kurulması. Tarafların karşılıklı ikişer kadın ya da erkek oyuncudan kurulması.

Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.

Benzeme : Benzemek işi.

Tekler : [Bakınız: tekrer]. İki erkek ya da iki kadın oyuncu arasında yapılan karşılaşma. Tarafların karşılıklı birer erkek ya da kadın oyuncudan kurulması. Van şehri, Erciş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

 

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Kekeme : Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan, keke, kekeç.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Çamur : Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Topra : Torba.

Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Diğer dillerde Tekeböcekleri anlamı nedir?

İngilizce'de Tekeböcekleri ne demek ? : long-horned beetles