Tekke edebiyatı nedir, Tekke edebiyatı ne demek

Tekke edebiyatı; Edebiyat alanında kullanılan bir terimdir.

Edebi anlamı:

Tasavvuf fikirlerini halka telkin etmek için tarikatlı şairlerin halk edebiyatı içinde meydana getirdikleri özel bir edebiyat.

Tekke edebiyatı kısaca anlamı, tanımı

Edeb : Arapça kökenli âdâb/edeb: adab; edeb

Edebi : Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin, yazınsal.

Edebiyat : Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

Tekke : Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh. Hapishane. Esrar içilen üstü kapalı yer. İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer.

Halk edebiyatı : Adı belli olan veya olmayan kimselerin, halk ozanlarının yarattıkları şiir, destan, hikâye vb. türleri içine alan edebiyat.

Tasavvuf : Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım. Kur'an'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti, İslam gizemciliği.

Tarikat : Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri.

 

Telkin : Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama. Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi. Talkın.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Tarik : Yol. Terk eden, bırakan, vazgeçen.

Fikir : Düşünce. Kuruntu. Düşün.

Halka : Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember. Değerli metallerden yapılmış olan çember biçimindeki süs eşyası. Çember biçiminde olan. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı. Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit. Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk. Çember biçiminde dizilmiş topluluk.

Etme : Etmek işi.

Şair : Şiir söyleyen veya yazan kimse, ozan. Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu kimse. Şiir yazan veya söyliyen sanatçı. Şâir. Şiir yazan kimse, ozan.

 

Tari : Tarih. Tanrı.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Diğer dillerde Tekkatman anlamı nedir?

İngilizce'de Tekkatman ne demek ? : monolayer, monomolecular layer