Tir nedir, Tir ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Küçük parçalara ayrılmış toprak, evlek. 2.Ekin sulamak için tarlada açılan ark. 3.Göl çevresine yığılan toprak, set : Alçak tir göle dayanmaz. 4.Deniz kıyısı, yalı. 5.Tarla kıyılarını belirlemek için yapılmış toprak set. 6.İki tarla arasında sınır olan ince yol.

1.Patlamamış pamuk kozası: Pambuklar bu il maşalla iyi tir saldı. 2.Büyük taneli, yumuşak bir çeşit buğday.

Üstü ince toprakla örtülü taşlık, kayalık yer.

Büyük heybe.

Ekilmiş bostanın bir bölümü.

Pirinç tarlasının evleklerini ayıran sınır.

Tir ile ilgili Cümleler

  • Neden tir tir titriyorsun?
  • Dışarıya çıkınca soğuktan tir tir titredim.

Tir tanımı, anlamı

Belirlemek : Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı. Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak

Belirleme : Belirlemek işi, tayin, tespit, teşhis.

Ayrılmış : Ayırdedilmiş.

Kayalık : Kayası çok olan yer.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

 

Maşalla : Bağ, bahçe ve bostanlarda ekilmek için ayrılmış küçük toprak parçası, evlek, karık. Sebze bahçesindeki bölümler, evlek.

Dayanma : Dayanmak işi.

Sulamak : Toprak, bitki, hayvan vb.ne su vermek. Hayvana su vermek, suvarmak. Para ödemek, vermek, harcamak.

Kayalı : Bitlis ili, Sağınlı bucağına bağlı bir yer. Giresun ilinde, Şebinkarahisar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kastamonu şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kırıkkale ilinde, Yoğuntaş nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Konya şehri, Karapınar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Konya kenti, Kızılören bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Osmaniye kenti, Kaypak nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun ili, Yakakent ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa kenti, Bucak bucağına bağlı bir yer. Şanlıurfa kenti, Çamlıdere bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Şırnak kenti, İdil ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Uşak şehri, Eşme belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Taneli : Tanelerden oluşmuş. Çeşitli boylarda tanesi olan.

Pirinç : Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa). Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşım. Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri. Bu alaşımdan yapılmış.

 

Ayıran : Işığı yalın ögelerine ayırma özelliği olan.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Bostan : Sebze bahçesi. Kavun, karpuz tarlası. Kavun ve karpuza verilen ortak ad.

Taşlık : Taşı bol, taşlı (yer). Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide, katı, konsa. Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb.

Pambuk : Pamuk.

Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.

Örtülü : Örtüsü olan. Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış. Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem. Gizli, saklı.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Sulama : Sulamak işi. Arklar veya savaklar yardımı ile su akıtarak herhangi bir toprak bölgesini kuraklıktan kurtarma.

Diğer dillerde Tiponim anlamı nedir?

İngilizce'de Tiponim ne demek ? : typonim