Tolaşmak nedir, Tolaşmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dolaşmak.

(koyunu) bir araya toplamak.

Seyeetmek, gezinti yapmak, dolaşıvermek - donmak tolaşmak: etrafı kolaçan etmek, her tarafta gezmek.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: dolaşmak].

Tolaşmak kısaca anlamı, tanımı

Tola : Yünü ya da kılı alınmış ham deri. Keyif, neşe. Güçlü, korkusuz (köpek için). Kuyudan su çıkarılan tahta ya da çinko kova. İmbikten geçirilen üzüm ya da diğer meyvelerin son suları. Peynir, yağ ve benzerleri nesne konulmaya yarayan kuzu derisi, tulum. Yünü, kılı alınmış, işlenmemiş deri. Kuyudan su çekmeye yarayan ağaç kova. Tav, olgunlaşma zamanı: Talaşını ahh bu üzüm. Yünü alınmış ham deri. (Uşak). Dolu, boş olmayan. Güçlü, korkusuz

Dolaşıvermek : Çabucak veya kısa zamanda dolaşmak.

Dolaşıverme : Dolaşıvermek işi.

Toplamak : Bir araya getirmek. Şişmanlamak, kilo almak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Dağınıklıktan kurtarmak. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Çıban, yara irinlenmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek.

Dolaşmak : Gezmek, gezinmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Dönüp başka bir yönden gelmek. Akmak. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Doğru gitmeyip yolu uzatmak. Belirmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Gezinmek.

 

Toplama : Toplamak işi. Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem. Toplanarak bir araya getirilmiş.

Kolaçan : Herhangi bir amaçla çevreyi dolaşıp pek belli etmeksizin gözden geçirme.

Bir ara : Kısa bir süre. Geçmiş bir zamanda.

Gezinti : Uzak olmayan bir yere yapılmış olan gezi, tenezzüh. Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor. Sofa, balkon. Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol. Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.

Dolaşma : Dolaşmak işi.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

Dolaşı : Bir tiyatro topluluğunun bir yerden başka bir yere giderek ve dolaşarak oyunlar oynaması.

 

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

Gezmek : Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek. Bir yerde dolaşmak, yürümek. Hasta ayağa kalkmak. Herhangi bir biçimde gezinmek. Bulunmak. Bir yerde gezi yapmak. Gitmek, başvurmak. Bir yeri görüp incelemek.

Donmak : Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak. Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak. Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak. Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek. Kimyasal bir etki ile katılaşmak. Çok üşümek. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek.

Etraf : Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Donma : Donmak işi.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Diğer dillerde Tolan anlamı nedir?

İngilizce'de Tolan ne demek ? : tolan