Ton sağırlığı nedir, Ton sağırlığı ne demek

Ton sağırlığı; Psikoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.

Psikoloji'deki anlamı:

İnsanın, işitme gücü sınırı içinde olan ses perdelerinden kimilerini algılama gücünden yoksun oluşu.

Ton sağırlığı kısaca anlamı, tanımı

Sağırlı : Afyon şehrinde, Bayat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Ordu kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa ili, Kanlıavşar nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri

Sağı : Kuş tersi, kuş gübresi.

Sağır : İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse). İçi görülmeyen, donuk (cam). Vurulduğu zaman ses vermeyen. Isıyı az veren, geç ısınan. Ses geçirmeyen.

Ton : Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. İnsan veya çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. Bin kilogramlık ağırlık birimi. Bir rengin koyuluk veya açıklık derecesi. Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem. Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması.

Algılama : Algılamak işi, idrak, idrak etme.

Yoksun : Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken, mahrum.

İşitme : İşitmek işi. Duyma, sema (II).

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Yoksu : Yoksa.

Perde : Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Katarakt. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Doğruyu görmeye engel olan şey. Seste pes perde. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri.

 

Gücün : Dara dar. Güçlükle, ancak, zorla.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

İşit : Eşit, denk.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Sını : Ağaçtan yapılmış yayık. “Tuluhdan, sınısıdan yayduh.”. Sini, yemek sofrası.

Kimi : Birtakımı, bazısı, kimisi. Bazı.

Gücü : Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

 

Algı : Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.

Diğer dillerde Ton sağırlığı anlamı nedir?

İngilizce'de Ton sağırlığı ne demek ? : tone deafness