Çıtınık nedir, Çıtınık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sarp taşlı yer: Çıtınık yolda araba zor gider.

Karışık, birbirine girmiş, dolaşık.

Çıtınık tanımı, anlamı

Çıtı : Anahtar, asma kilit. Çıtçıt. Mısır patlatmak için kullanılan bir tava. Sonbaharda toplanan meyve ve sebzenin ağaç dallarına ve bitki köklerine bağlanarak çatılmış şekli. 2 Kabuğu soyulmuş ve 5-10 tanesi bir arada bağlanmış mısır

Çıtın : Küçük dal. Çetin, sağlam, içi güçlükle çıkan ceviz. İçi boş ceviz. Salkım.

Karışık : Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.

Dolaşık : Karışık (saç, ip vb.). Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren. Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık. Dolaşarak giden (yol).

Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.

Dolaşı : Bir tiyatro topluluğunun bir yerden başka bir yere giderek ve dolaşarak oyunlar oynaması.

Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.

Girmi : Yirmi.

Araba : Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.

 

Taşlı : İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.). Üzerinde süs taşı bulunan. Üzerinde taş bulunan.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Gider : Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf. Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı. Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılmış olan harcamalar.

Karı : Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce. Kadın. Yaşlı, ihtiyar.

Gide : Koyunları kovalama ünlemi.

Arab : Siyah filmin negatif hâli.

Sarp : Dik, çıkması ve geçilmesi güç (yer), yalman. Güç, zor.

Zor : Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı. Yüküm, mecburiyet. Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık. "Yapamazsın" anlamında kullanılan bir söz. Güçlükle. Baskı.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Diğer dillerde Çıtayı geçiş anlamı nedir?

İngilizce'de Çıtayı geçiş ne demek ? : bar clearence