Çığır nedir, Çığır ne demek
"Çığır" ile ilgili cümle
- "Sabanın sapına çalımlı çalımlı sarılarak kuvvetli demirin açtığı çığır üzerinde ağır adımlarla yürümekteydi." - N. Nâzım
- "Edebiyatımızda büyük bir çığırın ilk ve güçlü öncüsü olan bu hikâyeler..." - H. Taner
Yerel Türkçe anlamı:
Karlı yerlerde kürekle açılan yol.
Taşlı yol,
Karlı yerlerde kürekle açılan yol
Taşlı yol, patika.
Taşlı yol, patika.
Omuz başı.
İz: Açtığınız çığır eyidir.
Kel.
Çığır isminin anlamı, Çığır ne demek:
Kız ismi olarak; Çığın kar üzerinde açtığı yol. İz. Taşlı yol, patika. Yenilikçi akım. Erkek ismi olarak; Çığın kar üzerinde açtığı yol. İz. Taşlı yol, patika. Yenilikçi akım.
Fransızca'da Çığır ne demek?:
système
Osmanlıca Çığır ne demek? Çığır Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
mecrâ
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Bitlis şehrinde, Kavakbaşı bucağına bağlı bir bölge. Şırnak şehrinde, Oyalı nahiyesine bağlı bir bölge.
Çığır hakkında bilgiler
Çığır, Fikir, Sanat ve Edebiyat dergisi. Hıfzı Oğuz Bekata tarafından 1 Ocak 1933 - 1948 yılı sonu arasında toplam 193 sayı halinde çıkarılan aylık gençlik, fikir ve sanat mecmuasıdır.
Başlangıçta Türkçülük cereyanına taraftar görünen Çığır mecmuası, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Altı ok'u doğrultusunda karar kılarak Mussolini'nin "Faşist, rahat hayatı istihkâr eder" sözünü benimsedi. kapanıncaya kadar Cumhuriyet Halk Fırkası'nın umdelerinin sözcülüğünü ve savunuculuğunu yaptı. Tek Parti Devri'nde on beş sene boyunca çıkma başarısı göstermesini bu yayın anlayışına bağlayanlar olmuştur.
Çığır 'ın sahifelerinde Türk Dili, Türk Tarihi, toplum bilimi, sanat, edebiyat, köycülük ve iktisat sahalarında kayda değer yazılar neşredilmiştir. Dergide bazı tercüme yazılar da yer almıştır.
Derginin yazarları arasında devrin tanınmış fikir, sanat ve bilim insanları yer almıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Falih Rıfkı Atay, Aka Gündüz, Necip Âsım Yazıksız, Mustafa Şekip Tunç, Hüseyin Nâmık Orkun, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Hasan Âli Yücel, Şükûfe Nihal Başar, Halit Fahri Ozansoy, Behçet Kemal Çağlar, Kemalettin Kamu, Ömer Bedrettin Uşaklı, Sabri Esat Siyavuşgil, Nahit Sırrı Örik, Nüzhet Haşim Sinanoğlu, Kadri Kemal, Enis Behiç Koryürek, Ahmet Haşim, Halil Vedat Fıratlı, Yusuf Akçuraoğlu, Peyami Safa, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Hamit Zübeyir Koşay, Baki Süha Ediboğlu, Abdülkadir İnan, Sabahattin Ali, Samet Ağaoğlu, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Muhip Dranas, Hüseyin Cahit Yalçın, Sadeddin Nüzhet Ergun, Fazıl Ahmet Aykaç, Fürüzan Husrev Tökin, Celâl Bayar, Remzi Oğuz Arık, Ahmet Kutsi Tecer, Munis Faik Ozansoy, Tezer Taşkıran, Cemil Sena Ongun, Rıfat Ilgaz, Mehmet Kaplan, Sadri Maksdi Arsal, Orhan Şaik Gökyay, Münir Meyyed Bekman, Oğuz Kâzım Atok, Halil Fikrat Kanad, M. Şakir Ülkütaşır, Osman Atilla, Muvaffak Sami Onat, Mehmet Önder, İbrahim Zeki Burdurlu, Ceyhun Atuf Kansu, İlhan Geçer, Ümit Yaşar Oğuzcan, Halil Soyuer, Ayhan Hünalp, İsmail Ali Sarar, Naki Tezel.
Çığır ile ilgili Cümleler
- İngiliz futbolu hayranları bazen çığırından çıkarlar.
- Kralın emirlerine göre, kasaba çığırtkanları insanlara ne yapmaları gerektiğini söylerlerdi.
- Havaalanında yüzlerce taksi vardı,hepsi iş için çığırtkanlık yapıyorlardı.
- O, türkü çığırmayı seviyor.
Çığır tanımı, anlamı:
Çığır açmak : Bir alanda yeni bir yol, yöntem başlatmak.
Çığırış : Çığırma işi.
Çığırma : Çığırmak işi.
Çığırmak : Çağırmak, seslenmek.
Çığırtı : Çığırma sesi.
Çığırtkan : Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse. Çağırtkan. Bir olayı, bir haberi yüksek sesle çevreye duyuran kimse.
Çığırtkanlık : Çığırtkanın yaptığı iş.
Çığırtma : Çığırtmak işi. Basit, küçük, nefesli bir çalgı.
Çığırtmacı : Çığırtma çalan kimse.
Çığırtmak : Çağırtmak.
İş çığırından çıkmak : Bir iş amacından saparak düzeltilmesi güç bir durum almak.
Patika : Engebeli yerlerden gelip geçenlerin ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol, çığır, keçi yolu, yolak.
Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Tarz. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.
Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.
Fikir : Düşünce. Düşün. Kuruntu.
Sanat : Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Zanaat.
Edebiyat : Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.
Dergi : Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua.
Çığın : Omuz.
Kar : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı.
Üzerinde : ... ile ilgili, üzerine. Üstünde.
İz : Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti, ipucu, emare. Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit. Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser. Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti. Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare.
Çığır açan bulgular : Önemli ve çok yaygın bir alan içinde uygarlığı etkileyen bulgular.
Çığır açmak : bir alanda yeni bir yol, yöntem başlatmak. İlgili cümle: "Hepsi birden Atatürk'ün açmakta olduğu bir çığırda çalışıyorlardı." A. Erhat.
Çığırabilme : Çığırabilmek işi.
Çığırabilmek : Çığırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Çığırdamak : Ses çıkarmak. Pekmez ve yoğurt ekşiyip kabarmak, köpüklenmek.
Çığırdeşmek : Kavga, gürültü etmek: Çığırdeşmeden hoşlanmam. İnatlaşmak: Keçiler çığırdeştiler.
Çığırdık : Kara gürgen. Zeytin ağaçlarının çiçek açacağı zaman çıkardığı tomurcuk.
Çığırdım : Düğünlerde, davetlilerin verdikleri bir hediyeyi, üç beş kat fazla olarak söyleme geleneği.
Çığırgan : Ağustos böceği. Pamuğu çekirdeğinden ayıran el çıkrığı. Çok bağıran (kimse, çocuk). Yabanî menekşe. Kars ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Çığırı kapatmak : Karda açılan geçidin örtülmesi, kapanması
Diğer dillerde Çığır anlamı nedir?
İngilizce'de Çığır ne demek? : n. era
Fransızca'da Çığır : chemin [le], voie [la], sentier [le]
Almanca'da Çığır : n. Vertiefung, Fußweg, Pfad
adj. epochal
Rusça'da Çığır : n. ложбина (F), тропа (F), дорожка (F)


Bu kısımda Çığır nedir? Çığır ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çığır tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çığır hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.