Çemek nedir, Çemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Öğendirenin ucundaki demir sıyırgı.

Yer odalarındaki camsız pencere.

Çok konuşan, geveze.

Zıpkın.

Çekmek.

Çemek tanımı, anlamı

Çeme : Budala, sersem: Ne kadar çemesin be!

Öğendire : Hayvanları dürtmekte kullanılan ucu bizli değnek, üvendire. Çift hayvanlarını dürterek yürütmek, sabanda biriken çamur ve pislikleri temizlemekte kullanılan bir ucunda imbal adı verilen çivi, diğer ucunda çekel adı verilen üçgen biçiminde yassı küçük bir temizleme demir yaprağı bulunan uzun deynek. Sığır sürmeye yarayan ucu sivri değnek.

Sıyırgı : Lüle taşı işlemeciliğinde kullanılan bir tür bıçak. 1.Harmanda sap toplamaya yarayan bir çeşit araç. 2.Gübre atmaya yarayan büyük kürek. 3.Hamur kazımaya yarayan araç. 4.Ağaç kabuğu sıyıran iki kulplu araç. 5.Çamur sıyırmaya yarayan araç. 6.Kayış üstüne çizgi yapmakta kullanılan bir çeşit araç. Hasır dokuma aygıtında ipleri tutan ağaç. Bit ve yumurtalarından temizlemek için tarağın dişlerine iplik geçirerek saçı tarama işi. Haşlanmış taze fasulye. 1.Orakla biçilen ekin. 2.İyi ekin. 3.Ekin tutamlarının bir doğrultu da biçilmesi : Veli dayının sıyırgısı bu. 4.Biçilmiş otların yaptığı sıra. [Bakınız: sıyırma]. Büyük orak. Kar küremekte kullanılan tahta araç. Orakla bir vuruşta biçilen ekin, ot. Saçı bit ve yumurtalardan temizlemek için tarağın dişlerine iplik geçirerek yapılan tarama. Kar sıyırmaya, kürümeye yarayan kürek: Garını sıyırgıyla atardıh. Kayışları yumuşatmakta kullanılan tahta araç. Tahta yontulan araç. Harman yerinde harmanlanmış ekin, saman ve kalan artıkları toplayan üçgen ya da dörtgen biçiminde bir ağız ile uzun saptan oluşan tahta araç. Sıyırmaya yarayan aygıt.

 

Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.

Odalar : Üyelerinin ortak mesleki gereksinimlerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak ve mesleğin toplumsal çıkarlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, üyelerinin birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde karşılıklı güven ortamını oluşturmak, kuruluş yasasında ve mevzuatında yer alan görevleri yerine getirmek amacıyla kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulan meslek kuruluşları. Kars ili, Karakurt nahiyesine bağlı bir bölge.

Pencer : Sebze. Pancar.

Camsız : Camı olmayan.

Çekmek : Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

 

Zıpkın : Büyük balıkları vurup çekmeye yarayan ucu çengelli mızrak.

Geveze : Çok konuşan, çenesi düşük, gevşek ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, çene kavafı, cır cır, çaçaron. Sır saklamayan, boşboğaz, ayran ağızlı.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Gevez : Sürü hayvanlarının boynuna takılan küçük çan.

Çekme : Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.

Camsı : Cam gibi saydam olan, cama benzeyen. Yerin içinden yüze çıkan erimiş sıcak maddelerin, soğuma sırasında billurlaşmayıp biçimsiz olarak katılaşmış durumu.

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

Öğen : Evin önündeki geniş yer, avlu. Akciğer.

Geve : Kahve. Halı. Budanan dallarda kalan kuru uç. Saban okuna takılan çivi. Kağnı tekerinin dışarı fırlamaması için, dingil başına geçirilen demir çivi. (Çakı Gelendost Isparta). Halı. (Susuz Kars).

Demi : Yemeni, yazma, başörtüsü, tülbent. Susuz, kıraç tarla. Dizlik, iç donu. Değil mi anlamında.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Diğer dillerde Çembersi akımlar varsayımı anlamı nedir?

İngilizce'de Çembersi akımlar varsayımı ne demek ? : hypothesis of convection currents