Örtülük nedir, Örtülük ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yatak, yorgan konulan yer, yüklük.

Kiremitlerin altına konulan tahtalar.

Üstü kapalı, örtülmüş : Üzümlerin üstü örtülük mü?.

Araba ve at örtüsü.

Örtülük tanımı, anlamı

Örtü : Örtmek için kullanılan şey, vualet. Yapılarda çatı, dam

Örtülü : Örtüsü olan. Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış. Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem. Gizli, saklı.

Üstü kapalı : Açık ve kesin olmayan. Açık ve kesin olmayan bir biçimde.

Kapalı örtü : Kapalı kümelerden oluşan örtü.

Tahtalar : Ankara ilinde, Çeltikçi bucağına bağlı bir bölge.

Üzümler : İzmir ilinde, Boğaziçi bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kiremit : Çatıları örtmekte kullanılan, yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha.

Yorgan : Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü.

Yüklük : Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap, yük, yük odası.

Kapalı : Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.

 

Yorga : Biniciyi sarsmayan at yürüyüşlerinden biri.

Yatak : Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.

Yüklü : Yükü olan. Çok fazla, pek çok. Gebe. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran. Yapılacak işi çok olan. Çok çalışmayı gerektiren. Çok sarhoş. Paralı, varlıklı.

Araba : Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

 

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

Yata : Yatağı.

Kire : Altında killi ve kireçli tabaka bulunan yerler. Bağ yetiştirilen beyaz topraklı yerler. Taşlı yerler. Para ile ormandan odun taşımak : Uşaklara söyle sabah kireye gideceğiz. Kır.

Arab : Siyah filmin negatif hâli.

Diğer dillerde Örtülü yordam anlamı nedir?

İngilizce'de Örtülü yordam ne demek ? : disguised technique